Akıllı Ev ve Otomasyon Sistemleri: Konforun Yeni Standardı mı, Yeni Bir Güvenlik Alanı mı?

Akıllı ev ve otomasyon sistemleri artık yalnızca lüks konutların vitrini değil; enerji yönetimi, güvenlik, yaşlı bakımı, uzaktan kontrol ve günlük yaşam konforu için giderek standartlaşan bir teknoloji katmanı haline geliyor. Nesnelerin İnterneti (IoT), yapay zekâ, bulut bilişim, Wi-Fi, Bluetooth Low Energy, Zigbee, Z-Wave, Thread, KNX ve son yıllarda öne çıkan Matter standardı, ev içindeki cihazları tek bir dijital ekosisteme bağlayan temel teknolojiler arasında yer alıyor. Google Home, Amazon Alexa, Apple Home, Samsung SmartThings, Home Assistant gibi platformlar ise bu ekosistemin son kullanıcıya görünen yüzünü oluşturuyor.

Akıllı ev fikrinin kökeni 1960’lara kadar uzansa da, bugünkü anlamıyla ev otomasyonu 1975’te geliştirilen X10 protokolüyle yaygınlaşmaya başladı. X10, evin elektrik hattı üzerinden cihazların uzaktan kontrol edilmesini sağlıyordu. 2000’lerden sonra kablosuz ağların ucuzlaması, akıllı telefonların yaygınlaşması ve bulut servislerinin büyümesiyle sektör hızlandı. Bugün gelinen noktada akıllı ev; yalnızca lambayı telefondan açmak değil, evin enerji tüketimini izleyen, güvenlik kamerasını analiz eden, termostatı alışkanlıklara göre ayarlayan ve farklı markaların cihazlarını birlikte çalıştıran bir dijital yaşam altyapısıdır. Matter standardının amacı da tam olarak bu parçalı yapıyı azaltmak ve farklı markaların tek protokol üzerinden birlikte çalışmasını sağlamaktır.

Kullanım yaygınlığı artık dikkat çekici boyutta. Eurostat verilerine göre 2024’te Avrupa Birliği’nde 16-74 yaş arası bireylerin %70,9’u internet bağlantılı cihaz, yani IoT cihazı kullandı. En yüksek oranlar Hollanda’da %94,8, İrlanda’da %90,6 ve Danimarka’da %87,0 olarak ölçüldü. Aynı veri setinde internet bağlantılı TV’ler %57,9 ile en yaygın IoT cihazı olurken; akıllı giyilebilir cihazlar %29,9, sanal asistanlı akıllı hoparlörler %16,0, ev enerji yönetim sistemleri %14,2, akıllı ev aletleri %12,8 ve akıllı güvenlik cihazları %11,8 seviyesinde yer aldı. Türkiye açısından bakıldığında TÜİK’in 2024 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, akıllı ev özelinde doğrudan bir oran vermese de güçlü bir altyapı göstergesi sunuyor: Türkiye’de hanelerin %96,4’ü, İstanbul’da ise %99,2’si evden internete erişim imkânına sahip.

Bu sistemlerin popülerleşmesinin temel nedeni “teknoloji merakı” değil, gerçek ihtiyaçlara cevap vermesidir. İlk ihtiyaç güvenliktir: akıllı kamera, kapı zili, hareket sensörü, duman/gaz/su kaçağı sensörü ve akıllı kilitler kullanıcıya evde değilken de kontrol hissi verir. İkinci ihtiyaç enerji verimliliğidir: akıllı termostatlar, prizler ve aydınlatma sistemleri boş odalarda tüketimi azaltabilir. ENERGY STAR’a göre sertifikalı akıllı termostatlar ortalama olarak ısıtma-soğutma faturalarında yaklaşık %8 tasarruf veya yılda yaklaşık 50 dolar avantaj sağlayabilir. Üçüncü ihtiyaç ise konfor ve erişilebilirliktir: yaşlılar, engelliler, çocuklu aileler veya sık seyahat eden kullanıcılar için ışık, perde, klima, kapı ve güvenlik sistemlerinin tek merkezden kontrol edilmesi günlük yaşamı ciddi biçimde kolaylaştırır.

Sektörün yeni aşaması yapay zekâ destekli otomasyondur. Eski sistemler “saat 19.00’da ışığı aç” gibi sabit kurallarla çalışırken, yeni sistemler kullanıcının evde olup olmadığını, sıcaklık tercihlerini, hareket rutinlerini, kamera olaylarını ve sesli komut geçmişini analiz ederek daha bağlamsal kararlar verebiliyor. Google, Nest cihazlarında hareket, ortam ışığı, sıcaklık, nem ve evde olup olmama gibi sensör verilerinin cihazları daha faydalı hale getirmek, performans ve güvenilirliği iyileştirmek için kullanılabildiğini açıkça belirtiyor. Amazon da Alexa’yı “Amazon’un bulut tabanlı ses servisi” olarak tanımlıyor; bu, birçok sesli asistan senaryosunda işlemenin yalnızca cihazda değil, bulutta da gerçekleştiği anlamına geliyor.

Bu noktada kritik soru şudur: Ev içi veriler nerede saklanıyor ve günlük alışkanlıklar kayıt altına alınıyor mu? Cevap, kullanılan markaya ve ayarlara göre değişir. Bazı işlemler cihaz üzerinde yerel olarak yapılabilir; örneğin Matter destekli cihazlarda yerel ağ üzerinden daha düşük gecikmeli kontrol mümkündür. Ancak sesli asistanlar, kamera kayıtları, bulut yedekleri, mobil uygulama geçmişi, otomasyon senaryoları ve abonelikli güvenlik servisleri çoğu zaman üreticinin veri merkezlerinde saklanır. Google, Assistant etkileşim verilerinin Google sunucularında, yani veri merkezlerinde tutulduğunu; bazı Nest cihazlarında ise bazı verilerin yerel olarak işlenebildiğini belirtir. Kullanıcılar geçmiş etkileşimleri görüntüleyebilir ve silebilir. Bu nedenle akıllı ev sistemleri, kullanıcının uyku-uyanma saatleri, evde bulunma düzeni, hangi odaların kullanıldığı, enerji tüketimi, kapı giriş-çıkış saatleri ve sesli komut alışkanlıkları gibi hassas davranışsal veriler üretebilir.

Fayda kadar risk de büyüktür. En temel güvenlik açıkları zayıf veya varsayılan şifreler, güncellenmeyen cihaz yazılımları, ucuz donanımlarda yetersiz şifreleme, güvensiz mobil uygulamalar, üçüncü taraf entegrasyonlar ve aynı ev ağına bağlı cihazlar arasında yatay hareket riskidir. ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun 2024 tarihli çalışmasına göre incelenen 184 akıllı ürünün yaklaşık %89’u, yazılım güncellemelerinin ne kadar süre sağlanacağını web sitelerinde açıkça belirtmedi. Bu, kullanıcı açısından ciddi bir belirsizliktir; çünkü güncelleme almayan bir kamera, kilit veya priz zamanla güvenlik riski haline gelebilir. NIST’in NIST IR 8425 dokümanı da tüketici IoT ürünlerinde temel siber güvenlik kabiliyetlerinin ürünün tamamına uygulanması gerektiğini vurgular.

Regülasyonlar da bu riskleri takip etmeye başladı. Birleşik Krallık’ta Product Security and Telecommunications Infrastructure rejimi 29 Nisan 2024’te yürürlüğe girdi ve tüketiciye yönelik bağlantılı ürünlerde üretici, ithalatçı ve dağıtıcıların asgari güvenlik yükümlülüklerine uymasını zorunlu hale getirdi. Avrupa Birliği’nin Cyber Resilience Act düzenlemesi ise dijital unsurlu donanım ve yazılım ürünlerinde güvenli tasarım, güncelleme ve açık yönetimini zorunlu hale getiriyor; ana yükümlülüklerin 11 Aralık 2027’den itibaren uygulanması planlanıyor. Bu gelişmeler, akıllı ev sektörünün artık yalnızca elektronik veya dekorasyon pazarı değil, aynı zamanda siber güvenlik ve veri yönetişimi pazarı olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak akıllı ev sistemleri doğru kurulduğunda hayatı kolaylaştıran, enerji tüketimini optimize eden, güvenliği artıran ve kullanıcıya gerçek zamanlı kontrol sağlayan güçlü teknolojilerdir. Ancak “akıllı” kelimesi tek başına “güvenli” anlamına gelmez. Son kullanıcı için en doğru yaklaşım; güncelleme desteği açıklanan markaları seçmek, varsayılan şifreleri değiştirmek, iki aşamalı kimlik doğrulama kullanmak, kamera ve mikrofon izinlerini düzenli kontrol etmek, IoT cihazlarını mümkünse ayrı bir misafir ağına almak ve gereksiz bulut kayıtlarını kapatmaktır. Sektör açısından ise başarı, yalnızca daha fazla cihaz satmakla değil; şeffaf veri politikası, uzun süreli yazılım desteği, açık standart uyumu ve güvenli kurulum kültürüyle gelecektir. Akıllı evlerin gerçek değeri, teknolojinin görünmezleştiği ama güvenliğin görünür kaldığı noktada ortaya çıkacaktır.

Türkiye’de bu alandaki sektörel gelişmelerin takibi açısından TUYAD — Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği — önemli bir mesleki yapı olarak öne çıkmaktadır. TUYAD, uydu haberleşmesi, yayıncılık, elektronik haberleşme sistemleri ve bilgi teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren firmaları aynı çatı altında buluşturan bir sivil toplum kuruluşu olarak sektör paydaşları arasında iş birliğini artırmayı, teknolojik gelişimi desteklemeyi ve sürdürülebilir bir pazar yapısına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Özaydın’ın öncülüğünde; akıllı ev teknolojileri, elektronik haberleşme, dijital yaşam, güvenlik sistemleri ve otomasyon alanındaki yenilikler yakından takip edilmekte, sektördeki güncel ihtiyaçlar, standartlar ve dönüşüm başlıkları izlenerek sektörün gelişimi için çalışmalar sürdürülmektedir. #tuyad #otomasyon #IoT #dijital #akıllıev

 

TUYAD, GENİŞLETİLMİŞ YÖNETİM KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRDİ
TUYAD tarafından düzenlenen “Genişletilmiş Yönetim Kurulu Toplantısı” 21 Mayıs 2026 Perşembe günü İstanbul Marriott Hotel Asia’da TUYAD üyeleri ve sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıya, TUYAD Başkanı Hayrettin Özaydın, yönetim kurulu üyeleri ve sektörün önde gelen firma temsilcileri katıldı. Toplantıda özellikle TRT bandrol uygulamaları, sektörel düzenlemeler ve mevcut mevzuat çalışmaları kapsamlı şekilde ele alınırken, sektör temsilcilerinin görüş ve önerileri değerlendirildi.

Program kapsamında Mert Özaydın (Hedef Koç Danışmanlık) tarafından, “TRT Bandrolünde Denge” sunumu gerçekleştirildi. Sunumda mevcut uygulamalar, sektöre etkileri ve geleceğe yönelik çözüm önerileri katılımcılarla paylaşıldı.

Toplantıda ayrıca, dernek faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve Free IPTV çalışmalarına verilen desteğin sürdürülmesi yönünde ortak görüş birliğine varıldı.

TUYAD çalışmalarına katkılarından dolayı Sn. Fatih Coşkun, Sn. Burhan Kandemir ve Sn. Erkan Gavgözler’e dernek başkanı Sn. Hayrettin Özaydın tarafından plaket takdim edildi.

Toplantıya; Sn.Erkan Gavgözler (NETA), Sn.Serdar Selçuk (TÜRKSAT), Sn.Gürkan Sencar (PROFEN), Sn.Adem Atmaca (SUNNY), Sn.Uğur Ünsal (SKYTECH), Sn.Fatih Coşkun (D-SMART), Sn.Uğur Kesen (KÜPSAT), Sn.Temel Uzunay (REİS), Sn.Burhan Kandemir (KULE A.Ş.), Sn.Deniz Güllü (ROSE- FORA), Sn.Kaan Sezer (RİOSAT), Sn.Mert Özaydın (HEDEF KOÇ), Sn.Zekiye Türkay (SAMSUNG), Sn.Yılmaz Korkmaz (REDLINE), Sn.Cihan Ata (REDLINE), Sn.Hasan Uzun (BİLKOM), Sn.Gökhan İnan (NETA) ve Sn.Özge Gürses (TUYAD) katılım sağladı.

TUYAD yetkilileri, toplantıya katkı sunan tüm sektör temsilcilerine teşekkür ederek, sektörün ortak akıl ve iş birliği ile daha güçlü bir yapıya ulaşacağına inandıklarını ifade etti.












ASELSAN ve Türk Telekom’dan Yerli Akıllı Telefon Hamlesi

Türkiye’nin savunma ve teknoloji alanındaki öncü kuruluşlarından ASELSAN, 1997 yılında ürettiği “1919” modelinin ardından yeniden cep telefonu sektörüne dönüş yapmaya hazırlanıyor. Türk Telekom ile gerçekleştirilen stratejik iş birliği kapsamında, donanım ve yazılım altyapısı büyük ölçüde yerli imkanlarla geliştirilecek yeni nesil bir akıllı telefon projesi hayata geçiriliyor. Projenin ilk ürünlerinin 2027 yılında kullanıcılarla buluşması hedefleniyor.

Geliştirilecek cihazın en önemli özellikleri arasında ileri düzey siber güvenlik altyapısı, yerli işlemci teknolojisi ve uzun ömürlü yerli batarya çözümleri yer alıyor. ASELSAN’ın savunma sanayisindeki bilgi birikimi ve kriptoloji tecrübesi sayesinde cihazın yüksek güvenlik standartlarına sahip olması planlanıyor.

Projede Türk Telekom’un yanı sıra Argela ve Netsia’nın teknolojik altyapı ve patent desteği de kullanılacak. Aynı zamanda çalışma, yalnızca bir akıllı telefon üretimiyle sınırlı kalmayıp Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde yerli donanım ve yazılım ekosisteminin güçlendirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Bu önemli girişim, ASELSAN’ın Türkiye’nin ilk yerli cep telefonu olarak hafızalara kazınan “1919” modelini yeniden gündeme taşırken, yerli teknoloji vizyonunun güçlü bir devamı olarak değerlendiriliyor.

TUYAD bünyesinde faaliyet gösteren firmalarımızın, bu projeye katma değer sağlayacak birçok yenilikçi teknoloji ve çözüm sunma potansiyeli bulunmaktadır. Sektör temsilcilerimiz, ülkemiz adına büyük önem taşıyan bu projeye katkı sağlamayı heyecan ve memnuniyetle beklemektedir.

Yerli Üretim ve TRT Bandrol Sistemi Üzerine Sektörel Çalıştay

1984 yılında yürürlüğe giren TRT Gelirleri Kanunu’na göre TRT bandrol ücretinin asli yükümlüsü nihai tüketicidir. Kanunda açıkça belirtildiği üzere bu ücret, ithalatçı ve üretici firmalar tarafından devlet adına peşin olarak ödenmekte; ancak ürün maliyetlerine eklenerek nihai olarak tüketiciden tahsil edilmektedir. Dolayısıyla TRT bandrol ücretini fiilen ödeyen taraf son tüketicidir.

Günümüzde televizyonlarda TRT bandrol oranı %16, yurt içinde satılan uydu alıcıları, OTT cihazları, set üstü medya kutuları ve TV Box ürünlerinde ise %12 olarak uygulanmaktadır.

İthal edilen ürünlerde TRT bandrol bedeli, ürünün ithalat maliyet bedeli üzerinden hesaplanmakta ve gümrükte beyan edilerek tahsil edilmektedir. İthalatçı firmalar ödemelerini ürünün maliyet fiyatı üzerinden gerçekleştirmektedir.

Ancak aynı ürünleri Türkiye’de üreten yerli imalatçılar için farklı bir uygulama söz konusu olmaktadır. Yerli üreticilerin maliyet bedeli üzerinden ödeme talebi, TRT Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı Bandrol Gelirleri Müdürlüğü tarafından uygun görülmemekte; ödemelerin perakende satış fiyatı üzerinden yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Zaman zaman bu uygulamanın kapsamının genişletilmesi ve bandrol gelirlerinin artırılması yönünde değerlendirmeler de gündeme gelmektedir.

Bu durum sektörde ciddi bir eşitsizlik oluşturmaktadır. Aynı ürünü ithal eden firmalar maliyet bedeli üzerinden TRT bandrol ücreti öderken, aynı ürünü Türkiye’de üreten sanayicinin perakende satış fiyatı üzerinden ödeme yapmak zorunda bırakılması açık şekilde haksız rekabete yol açmaktadır.

Öte yandan mevcut sistemde hem ithalatçı hem de imalatçı firmalar, ürünler henüz satışa sunulmadan aylar önce TRT bandrol ücretini peşin olarak ödemek zorunda kalmaktadır. Raflarda ne kadar süre kalacağı belli olmayan ürünler için vergiler önceden tahsil edilmekte, ayrıca TRT bandrol bedeli üzerinden ÖTV ve KDV uygulanmaktadır. Böylece verginin de vergisi alınmış olmaktadır.

Tüm bu vergilendirme süreci içerisinde ithalatçı firmalara maliyet bedeli üzerinden işlem yapılırken, aynı hakkın yerli üreticiye tanınmaması sektörde ciddi bir adaletsizlik ve haksız rekabet ortamı oluşturmaktadır. Aslında nihai tüketicinin yükümlülüğünde olan TRT bandrol bedelinin, üretici ve ithalatçı firmalar tarafından peşin finanse edilmek zorunda bırakılması sektör üzerinde ağır bir mali yük meydana getirmektedir.

Sonuç olarak üretici ve ithalatçılar, tüketiciden tahsil edilmesi gereken bir bedeli finansman maliyetiyle birlikte önceden karşılamakta, satış gerçekleştikten sonra bu bedeli geri kazanmaya çalışmaktadır. Bu durum özellikle yerli üreticiler açısından üretim maliyetlerini artırmakta, nakit akışını zorlamakta ve yerli sanayinin rekabet gücünü zayıflatmaktadır.

Sektörümüz açısından; TRT bandrol uygulamasında ithalatçı ve imalatçılar arasında eşitliğin sağlanması, hesaplamaların maliyet bedeli üzerinden yapılması ve sistemin nihai yükümlü gerçekten son tüketici olacak şekilde yeniden düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda, 21 Mayıs tarihinde İstanbul’da sektör firmalarının katılımıyla geniş kapsamlı bir çalıştay düzenlenecektir. Çalıştay sonucunda hazırlanacak sektör raporu ve ortak talepler ilgili kurum ve kuruluşlara iletilecektir.

NOT: Çalıştayda yalnızca TRT bandrol sistemi ve uygulamalarına ilişkin sektör sorunları ile çözüm önerileri ele alınacaktır.

Sektörümüz adına büyük önem taşıyan bu çalışmaya katılımınızı ve desteklerinizi rica eder, saygılarımı sunarım
#tcl #vestel # beko #LG #philips #sony #xiomi #samsung #grundig

Hayrettin Özaydın
TUYAD Başkanı

TUYAD Derneği olarak, Partnerimiz İktisatçı ve Avrupa Birliği Uzmanı Sayın Alattin ERİK bugün Başkan Hayrettin Beyi ziyaret etti. Sektör üzerine sohbet edildi, yeni çalışmalar hususunda fikir alışverişinde bulunuldu. TUYAD Derneği üyeleri ile çalışmalar üzerine karar alındı. Frması “GÜLSE Yeminli Tercüme | Danışmanlık Bürosu”nun hizmetlerini sektör paydaşlarımızın bilgisine sunmaktan memnuniyet duyarız.

GÜLSE Yeminli Tercüme | Danışmanlık Bürosu; alanında uzman ve deneyimli kadrosuyla İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Arapça, İspanyolca, Rusça, Hollandaca, Lehçe, Romence, Bulgarca, Gürcüce, Azerice, Ukraynaca, Farsça, Urduca ve birçok farklı dilde; resmî, ticari, hukuki, kurumsal ve bireysel tercüme hizmetleri sunmaktadır.

Anlaşmalı noterleri ile birlikte hızlı, güvenilir ve uygun maliyetli çözümler sağlayan firma; Ankara ve İstanbul başta olmak üzere Bakanlıklar, Resmî Kurumlar, Belediyeler, Üniversiteler, Göç ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Adliyeler, Holdingler, özel şirketler ve bireysel müşterilere yazılı ve ardıl tercüme alanlarında profesyonel destek vermektedir.

Bilgilerinize saygıyla sunarız.


19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyetimizin ışığında, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı gurur ve coşkuyla kutluyoruz.

TUYAD Kadınlar Komisyonu İkinci Toplantısını Kule A.Ş. Ev Sahipliğinde Gerçekleştirdi
TUYAD  Kadınlar Komisyon Toplantısı, sektörel dayanışmayı güçlendirmek ve çalışan kadınların sorunlarına çözüm üretmek amacıyla düzenlediği toplantıların ikincisini 15 Mayıs tarihinde gerçekleştirdi. TUYAD kurumsal üyelerinden Kule A.Ş.’nin ev sahipliğinde düzenlenen organizasyon, iş dünyasından çok sayıda kadını bir araya getirdi.
​TUYAD Başkanı Hayrettin Özaydın’ın öncülüğünde ve Kadın Kolları Başkanı Eylem Kehribar’ın yönetiminde düzenlenen toplantıya, TUYAD Başkan Vekili Mücahit Şahin katılım sağlayarak destek verdi.
​Çalışan Kadınların Gündemi: Esnek Çalışma ve Mentorluk
​Sektörün farklı kollarından gelen kadın profesyonellerin yoğun katılım gösterdiği toplantıda, çalışma hayatında karşılaşılan temel sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. “Sohbet” formatında ilerleyen oturumlarda öne çıkan ana başlıklar şunlar oldu:
​Esnek Çalışma Modelleri: Haftada en az bir gün evden çalışma veya hibrit modelin yaygınlaştırılması.
​İş Başarıları: Kadınların teknik ve yönetimsel alanlardaki başarı hikayeleri.
​Dayanışma ve Mentorluk: Sektöre yeni giren kadın çalışanlara yönelik destek mekanizmaları.
​Mobbing ile Mücadele: İş yerinde psikolojik tacize karşı farkındalık ve yasal haklar.
​Toplantıda, Kadın Kolları Başkan Yardımcısı Av. Aysel Ölçen Aydıner, gerçekleştirdiği aydınlatıcı sunumuyla katılımcılara hukuki ve profesyonel perspektifler sundu. Büyük ilgi gören toplantının sonunda, serinin üçüncüsünün Eylül ayında yapılması kararlaştırıldı.
​Etkinliğe sektörün öncü firmalarından temsilciler katıldı. Katılımcı listesinde; Mücahit Şahin, Zarife Mine Atik (Skytech), Fidan Şen ve Merve Alkan (Kule), Sedanur Varlı (D-Smart), Nuray Yavuz (Reis), Güler Şahin Erdem ve Müge Bildiren (Sunny), Eylem Kehribar (Eylemedia), Aysel Ölçen Aydıner (AOA Hukuk), Feyza Furtuna ve Neslihan Yıldırım (Saygın Patent), Gamze Alagas (Aktifdan), Aylin Özaydın (Hedefkoç), Ezgi Demir (Expotime), Gamze Şeker, Tuğçenur Ay, Büşra Acar (Mediapress), Miglena Doğan (Orange), Sara Erdoğdu ve Özge Gürses yer aldı.
​Programın sonunda, nazik ev sahipliklerinden dolayı Kule A.Ş. temsilcileri Fidan Şen ve Merve Alkan’a teşekkür plaketi takdim edildi. TUYAD yönetimi, organizasyona emeği geçen tüm Kule A.Ş. ekibine şükranlarını sundu.
#tuyad #kadınkomisyonu @ailevesosyalhizmetlerbakanlığı #çalışankadınlar

 

Yerli Üretim ve TRT Bandrol Sistemi Üzerine Sektörel Çalıştay

1984 yılında yürürlüğe giren TRT Gelirleri Kanunu’na göre TRT bandrol ücretinin asli yükümlüsü nihai tüketicidir. Kanunda açıkça belirtildiği üzere bu ücret, ithalatçı ve üretici firmalar tarafından devlet adına peşin olarak ödenmekte; ancak ürün maliyetlerine eklenerek nihai olarak tüketiciden tahsil edilmektedir. Dolayısıyla TRT bandrol ücretini fiilen ödeyen taraf son tüketicidir.

Günümüzde televizyonlarda TRT bandrol oranı %16, yurt içinde satılan uydu alıcıları, OTT cihazları, set üstü medya kutuları ve TV Box ürünlerinde ise %12 olarak uygulanmaktadır.

İthal edilen ürünlerde TRT bandrol bedeli, ürünün ithalat maliyet bedeli üzerinden hesaplanmakta ve gümrükte beyan edilerek tahsil edilmektedir. İthalatçı firmalar ödemelerini ürünün maliyet fiyatı üzerinden gerçekleştirmektedir.

Ancak aynı ürünleri Türkiye’de üreten yerli imalatçılar için farklı bir uygulama söz konusu olmaktadır. Yerli üreticilerin maliyet bedeli üzerinden ödeme talebi, TRT Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı Bandrol Gelirleri Müdürlüğü tarafından uygun görülmemekte; ödemelerin perakende satış fiyatı üzerinden yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Zaman zaman bu uygulamanın kapsamının genişletilmesi ve bandrol gelirlerinin artırılması yönünde değerlendirmeler de gündeme gelmektedir.

Bu durum sektörde ciddi bir eşitsizlik oluşturmaktadır. Aynı ürünü ithal eden firmalar maliyet bedeli üzerinden TRT bandrol ücreti öderken, aynı ürünü Türkiye’de üreten sanayicinin perakende satış fiyatı üzerinden ödeme yapmak zorunda bırakılması açık şekilde haksız rekabete yol açmaktadır.

Öte yandan mevcut sistemde hem ithalatçı hem de imalatçı firmalar, ürünler henüz satışa sunulmadan aylar önce TRT bandrol ücretini peşin olarak ödemek zorunda kalmaktadır. Raflarda ne kadar süre kalacağı belli olmayan ürünler için vergiler önceden tahsil edilmekte, ayrıca TRT bandrol bedeli üzerinden ÖTV ve KDV uygulanmaktadır. Böylece verginin de vergisi alınmış olmaktadır.

Tüm bu vergilendirme süreci içerisinde ithalatçı firmalara maliyet bedeli üzerinden işlem yapılırken, aynı hakkın yerli üreticiye tanınmaması sektörde ciddi bir adaletsizlik ve haksız rekabet ortamı oluşturmaktadır. Aslında nihai tüketicinin yükümlülüğünde olan TRT bandrol bedelinin, üretici ve ithalatçı firmalar tarafından peşin finanse edilmek zorunda bırakılması sektör üzerinde ağır bir mali yük meydana getirmektedir.

Sonuç olarak üretici ve ithalatçılar, tüketiciden tahsil edilmesi gereken bir bedeli finansman maliyetiyle birlikte önceden karşılamakta, satış gerçekleştikten sonra bu bedeli geri kazanmaya çalışmaktadır. Bu durum özellikle yerli üreticiler açısından üretim maliyetlerini artırmakta, nakit akışını zorlamakta ve yerli sanayinin rekabet gücünü zayıflatmaktadır.

Sektörümüz açısından; TRT bandrol uygulamasında ithalatçı ve imalatçılar arasında eşitliğin sağlanması, hesaplamaların maliyet bedeli üzerinden yapılması ve sistemin nihai yükümlü gerçekten son tüketici olacak şekilde yeniden düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda, 21 Mayıs tarihinde İstanbul’da sektör firmalarının katılımıyla geniş kapsamlı bir çalıştay düzenlenecektir. Çalıştay sonucunda hazırlanacak sektör raporu ve ortak talepler ilgili kurum ve kuruluşlara iletilecektir.

Sektörümüz adına büyük önem taşıyan bu çalışmaya katılımınızı ve desteklerinizi rica eder, saygılarımı sunarım

Hayrettin Özaydın
TUYAD Başkanı

TRT BANDROLÜNDE YENİ DENGE !
TRT bandrol uygulamasında; kamu gelirlerini koruyan, üreticiyi destekleyen, sektörü güçlendiren ve tüketici bilincini artıran yeni bir dengeye ihtiyaç olduğuna inanıyoruz.

TUYAD olarak hedefimiz; üretici, imalatçı ve ithalatçıların üzerindeki maliyet ve finansman yükünün daha dengeli hale getirildiği, bandrol ücretlerinin daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuştuğu bir modelin sektör paydaşlarıyla birlikte değerlendirilmesidir.

Bu kapsamda, 21 Mayıs tarihinde gerçekleştireceğimiz sektör buluşması ve çalıştay toplantımızda; TRT bandrol uygulamasına ilişkin mevcut yapıyı, sektörün ihtiyaçlarını ve üretici dostu çözüm önerilerini ele alacağız.

Kamu geliri korunsun.
Üretim güçlensin.
Sektör birlikte çözüm üretsin.

#TRTBandrolündeYeniDenge
#GüçlüÜretimGüçlüTürkiye
#ÜreticiDostuTRTBandrolü
#tv #uydualıcısı #telefon

DİJİTAL YAŞAM DERGİMİZ HAZİRAN SAYISI İÇİN YAZI VE REKLAMLARINIZI BEKLİYORUZ!

Değerli Sektör Temsilcilerimiz,

TUYAD Derneğimizin düzenli yayın organı olan Dijital Yaşam Dergimizin Haziran sayısı için hazırlık çalışmalarına başlanmıştır.

Haziran sayımızda yer almasını arzu ettiğiniz yeni teknolojiler, sektörel gelişmeler ve teknik içeriklere ilişkin yazılarınızı; ayrıca reklam ve tanıtım çalışmalarınızı bilgi@tuyad.org adresine iletebilirsiniz.

Dijital Yaşam Dergimiz, www.digitalyasam.org web sitesi üzerinden dijital olarak yayınlanmakta olup, aynı zamanda ilgili kamu kurumları, bakanlıklar ve sektör paydaşlarına basılı olarak ulaştırılmaktadır.

Katkılarınız ve destekleriniz için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
TUYAD