TUYAD-MARMARA ÜNİV. İŞ BİRLİĞİNDE AFET ANI İLETİŞİM EĞİTİM SEMİNERİ DÜZENLENİYOR

TUYAD ve Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen “Afet Anı İletişim Eğitim Semineri ve Sertifika Programı”, 22 Ekim 2026 Perşembe günü Marmara Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi Teknoloji Fakültesi’nde gerçekleştirilecek.

09.30–17.00 saatleri arasında düzenlenecek program, afet ve acil durumlarda kesintisiz haberleşme altyapılarının kurulması ve yönetilmesine yönelik teorik ve uygulamalı eğitimleri kapsıyor.

Dr. Öğr. Üyesi Uğur Kesen liderliğinde gerçekleştirilecek seminerde; uydu haberleşmesi, VSAT ve alternatif iletişim altyapılarının afet anındaki kullanımı ele alınırken, Türksat, Profen, Neta, ULAK Haberleşme, İşNet, Kule A.Ş., CTech, Cansel Bilgisayar ve VSAT gibi sektör kuruluşlarından uzman isimler bilgi ve deneyimlerini paylaşacak.

Sektör temsilcileri, akademisyenler, öğrenciler, kamu yetkilileri ve ilgili profesyonelleri bir araya getirecek programın sonunda katılımcılara TUYAD onaylı ücretsiz eğitim sertifikası verilecek.

Kayıt için: bilgi@tuyad.org

DİJİTAL YAŞAM DERGİSİ KASIM SAYISI İÇİN YAZI VE REKLAMLARINIZI BEKLİYORUZ.

Dijital Yaşam Dergisi’nin Kasım sayısı için sektörümüzden değerli teknik yazı ve içeriklerinizi bekliyoruz.

Markanızın görünürlüğünü artırmak ve ürün ve hizmetlerinizi sektör profesyonelleriyle buluşturmak için Dijital Yaşam Dergisi’nde yerinizi alabilirsiniz.

2027 yılı kapsamında 6 sayı ve 2 özel sayı boyunca markanızla dergimizde yer alma fırsatından yararlanabilir, sektörün gündeminde daha güçlü bir şekilde konumlanabilirsiniz.

bilgi@tuyad.org adresinden iletebilirsiniz

Yapay Zekâdan Korkmalı mıyız?

Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji dünyasının tartıştığı bir konu değil. Eğitimden sağlığa, iletişimden savunma sanayine, medyadan finans sektörüne kadar hayatın hemen her alanında yapay zekâ sistemleriyle karşılaşıyoruz. Bu hızlı gelişim beraberinde önemli bir soruyu da getiriyor: Yapay zekânın kontrolsüz biçimde büyümesi, insanların korkması gereken bir gelişme midir?

Aslında korkulması gereken şey teknolojinin kendisinden çok, teknolojinin hangi amaçla, hangi kurallar içerisinde ve kimlerin kontrolünde kullanıldığıdır.

İnsanlık tarihine baktığımızda hemen her büyük teknolojik dönüşümün benzer tartışmalar yarattığını görüyoruz. Sanayi Devrimi makinelerin insan emeğini ortadan kaldıracağı endişesini doğurmuş, internetin yaygınlaşması bilgi güvenliği ve mahremiyet tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Bugün ise benzer bir dönüşümü yapay zekâ üzerinden yaşıyoruz.

Ancak yapay zekâyı önceki teknolojilerden ayıran önemli bir özellik bulunuyor: Bu sistemler yalnızca fiziksel işleri otomatikleştirmiyor; aynı zamanda yazıyor, analiz ediyor, görüntü oluşturuyor, karar süreçlerine destek veriyor ve insanların davranışlarını anlamaya yönelik modeller geliştirebiliyor. Bu nedenle yapay zekânın gelişimi yalnızca teknik bir mesele değildir. Aynı zamanda etik, hukuki, ekonomik ve toplumsal bir konudur.

Yapay zekâ insandan daha “insancıl” olabilir mi?

Bu soru ilk bakışta çelişkili görünebilir. Çünkü yapay zekânın duyguları, vicdanı veya insanın sahip olduğu anlamda bir yaşam tecrübesi yoktur. Sevmez, üzülmez, merhamet duymaz ve vicdani sorumluluk taşımaz. Buna rağmen ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır.

İyi tasarlanmış bir yapay zekâ sistemi; bir insanın öfke, önyargı, çıkar ilişkileri veya anlık duygusal tepkilerle verebileceği bazı kararlardan daha dengeli sonuçlar üretebilir. İnsanları dili, kimliği, sosyal statüsü veya kişisel özellikleri üzerinden ayırmadan aynı kuralları uygulamak üzere tasarlanabilir.

Bu durum yapay zekâyı gerçekten “insancıl” yapmaz. Fakat insanın oluşturduğu insani değerleri daha istikrarlı biçimde uygulayabilen bir araç haline getirebilir. Buradaki kritik nokta ise şudur: Yapay zekânın değerlerini yine insanlar belirlemektedir.

Bir sistem hangi verilerle eğitiliyorsa, hangi kurallar çerçevesinde geliştiriliyorsa ve hangi amaç için kullanılıyorsa sonuçları da büyük ölçüde bu tercihlerden etkilenmektedir. Dolayısıyla yapay zekânın etik olup olmayacağı sorusu, bir noktada onu geliştiren ve kullanan insanların etik anlayışıyla doğrudan bağlantılıdır. Asıl risk: Kontrolün kaybolması değil, sorumluluğun kaybolması

Yapay zekâ tartışmalarında zaman zaman makinelerin insanlığı tamamen kontrol edeceği senaryolar ön plana çıkarılıyor. Oysa bugünün dünyasında daha somut ve yakın riskler bulunuyor.

Yanlış bilginin çok hızlı üretilmesi, kişisel verilerin kötüye kullanılması, yapay zekâ destekli dolandırıcılık yöntemleri, siber güvenlik tehditleri, algoritmik ayrımcılık ve insanların kritik kararları sorgulamadan makinelere bırakması bunların başında geliyor.

Bu nedenle geleceğin en önemli sorularından biri “Yapay zekâ ne kadar güçlü olacak?” sorusu kadar, “Yapay zekâ kullanıldığında sorumluluk kimde olacak?” sorusudur.

Bir yapay zekâ sistemi sağlık, finans, iletişim veya kamu hizmetleri gibi kritik alanlarda yanlış karar verdiğinde bunun sorumluluğu algoritmaya bırakılamaz. İnsan denetimi, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuki düzenlemeler teknolojik gelişimin ayrılmaz parçaları olmak zorundadır.

Teknolojiyi tamamen durdurmak gerçekçi olmadığı gibi doğru da değildir. Önemli olan gelişimi engellemek değil, gelişimin yönünü doğru belirlemektir.

İnsan ile yapay zekâ arasındaki gelecek

Yapay zekâyı insanın rakibi olarak görmek yerine, doğru sınırlar içerisinde insanın kapasitesini artıran bir araç olarak değerlendirmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

Doktorların hastalıkları daha erken tespit etmesine yardımcı olan, öğretmenlerin öğrenciler için kişiselleştirilmiş eğitim programları hazırlamasını kolaylaştıran, mühendislerin daha güvenli sistemler geliştirmesine destek olan veya insanların bilgiye çok daha hızlı ulaşmasını sağlayan yapay zekâ uygulamaları toplum açısından önemli fırsatlar sunmaktadır.

Ancak teknoloji geliştikçe insanın sorumluluğu azalmamalı, aksine artmalıdır.

Çünkü yapay zekânın ne kadar “insancıl” davranacağına sonunda yine insan karar verecektir.

TUYAD olarak teknolojik dönüşümü yakından takip ediyoruz

TUYAD olarak iletişim, yayıncılık, dijitalleşme ve bağlantılı teknolojilerde yaşanan dönüşümün yapay zekâ ile yeni bir aşamaya geçtiğinin farkındayız. Sektörümüzü ve toplumumuzu etkileyecek tüm teknolojik gelişmeleri yakından takip ediyor; yeniliklerin oluşturduğu fırsatların yanı sıra beraberinde getirdiği etik, hukuki ve güvenlik boyutlarının da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Teknolojik gelişime karşı durmak yerine onu anlamanın, doğru kullanmanın ve insan yararına yönlendirmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Yapay zekânın geleceğini yalnızca yazılımlar ve algoritmalar değil; bu teknolojiyi hangi değerlerle geliştirdiğimiz ve hangi sorumluluk anlayışıyla kullandığımız belirleyecektir.

Gelecekte asıl mesele insan mı, yapay zekâ mı sorusu olmayacaktır. Asıl mesele, insanın yapay zekâyı nasıl bir gelecek oluşturmak için kullanacağıdır.

TUYAD

TİCARET ODALARINDA YENİLENME, SEKTÖRLERİMİZİN GELECEĞİNE GÜÇ KATAR

TUYAD olarak; elektrik, elektronik, telekomünikasyon, yazılım ve bilişim sektörlerinde faaliyet gösteren firmalarımızın Türkiye genelindeki ticaret ve sanayi odalarında güçlü, güncel, kapsayıcı ve etkin biçimde temsil edilmesini son derece önemsiyoruz.

Bugün içinde bulunduğumuz sektörler, teknolojik gelişmelerin en hızlı yaşandığı alanların başında gelmektedir. Dijital dönüşüm, yapay zekâ, haberleşme teknolojileri, yazılım, siber güvenlik, elektronik sistemler, yeni nesil altyapılar ve küresel rekabet koşulları iş dünyasının yapısını her geçen gün değiştirmektedir. Bu kadar hızlı değişen bir ekonomik ve teknolojik ortamda, sektörlerimizi temsil eden meslek komitelerinin ve oda yönetimlerinin de aynı dinamizmi taşıması gerektiğine inanıyoruz.

Ticaret odaları yalnızca belirli dönemlerde seçim yapılan kurumlar değildir. Bu yapılar; sektörlerin sorunlarının kamuoyuna ve ilgili mercilere aktarılmasında, mevzuat ihtiyaçlarının belirlenmesinde, iş dünyasının beklentilerinin dile getirilmesinde, yeni yatırımların teşvik edilmesinde ve sektörlerin geleceğine ilişkin ortak politikaların geliştirilmesinde önemli görevler üstlenmektedir. Bu nedenle komitelerde ve oda yönetimlerinde yer alan temsilcilerin sektörün güncel ihtiyaçlarını yakından takip eden, sahadan gelen sorunları bilen ve çözüm üretme iradesi taşıyan kişilerden oluşması büyük önem taşımaktadır.

Elbette tecrübe ve kurumsal hafıza değerlidir. Ancak tecrübenin yenilikle, yeni fikirlerle ve farklı bakış açılarıyla desteklenmesi gerekir. Aynı kişilerin, aynı isimlerin ve aynı şirketlerin çok uzun yıllar boyunca aynı görevlerde kalması; zaman içerisinde temsil çeşitliliğini azaltabilir, yeni aktörlerin sisteme dahil olmasını zorlaştırabilir ve sektörlerin değişen yapısının oda mekanizmalarına yeterince yansımamasına neden olabilir.

Sektörlerimizde her yıl yeni girişimler kuruluyor, genç girişimciler iş hayatına katılıyor, yeni teknolojiler ortaya çıkıyor ve şirketlerin çalışma modelleri değişiyor. Bu dönüşümün ticaret odalarındaki temsil yapısına da yansıması gerektiğini düşünüyoruz. Komitelerde daha fazla firma, farklı ölçeklerde işletmeler, genç girişimciler, yeni nesil teknoloji şirketleri ve sahada aktif çalışan sektör temsilcileri söz sahibi oldukça, alınan kararların kapsayıcılığı ve niteliği de artacaktır.

Yenilenme; geçmişi yok saymak değil, mevcut tecrübeyi yeni bir enerji ve vizyonla buluşturmaktır. Sağlıklı bir kurumsal yapı, deneyimli isimlerle yeni temsilcilerin birlikte çalışabildiği, görev ve sorumlulukların belirli çevrelerle sınırlı kalmadığı ve daha geniş bir katılım kültürünün oluştuğu yapıdır.

Türkiye’nin teknoloji, elektronik, telekomünikasyon, yazılım ve bilişim alanlarında daha rekabetçi hale gelmesi için güçlü sektör temsilciliğine ihtiyaç vardır. Sektörlerin sorunlarını bilen, geleceği okuyabilen, teknolojiye hâkim, ulusal ve uluslararası gelişmeleri takip eden temsilcilerin oda ve komitelerde daha fazla yer alması; yalnızca firmalarımız açısından değil, ülkemizin ekonomik ve teknolojik gelişimi açısından da önem taşımaktadır.

Bizler, ticaret odalarında temsilin yalnızca bir unvan veya makam olarak görülmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu görevler; sektör için çalışmayı, ortak sorunlara çözüm üretmeyi, farklı görüşleri dinlemeyi ve elde edilen kurumsal imkânları sektörün tamamının gelişimi için kullanmayı gerektiren önemli sorumluluklardır.

Bu nedenle önümüzdeki ticaret odası seçimlerinin; daha fazla katılımın, daha geniş temsilin, yeni fikirlerin ve sektörel yenilenmenin önünü açacak bir fırsat olarak değerlendirilmesini önemsiyoruz.

TUYAD olarak beklentimiz; elektrik, elektronik, telekomünikasyon, yazılım ve bilişim sektörlerinde faaliyet gösteren tüm firmalarımızın oda süreçlerine daha aktif katılması, sektörlerinin geleceği konusunda söz sahibi olması ve meslek komitelerinde mümkün olduğunca geniş bir temsil yapısının oluşmasıdır. Ticaret odalarında güçlü temsilin, ortak aklın, liyakatin, katılımcılığın ve kurumsal yenilenmenin desteklenmesi; sektörlerimizin önümüzdeki yıllardaki gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.

Değişen dünyaya, değişen teknolojiye ve değişen sektörlerimize uygun bir temsil anlayışını önemsiyoruz.

TUYAD – Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği

TKGS ONAY SÜREÇLERİ HAKKINDA BİLGİLENDİRME

TUYAD – Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği olarak, TÜRKSAT yayın altyapısında gerçekleştirilen geçiş, güncelleme ve teknik değişikliklerde sektör firmalarının ve son kullanıcıların herhangi bir sorun yaşamaması amacıyla TKGS onay çalışmalarımızı uzun yıllardır titizlikle sürdürmekteyiz.

Uydu yayıncılığı sektöründe teknolojinin sürekli gelişmesi, kanal listelerinin güncellenmesi, yeni yayınların eklenmesi ve mevcut yayın parametrelerinde zaman zaman değişiklikler yapılması; kullanılan alıcı cihazların güncel yayın altyapısıyla tam uyumlu çalışmasını önemli hale getirmektedir. Bu noktada TKGS uyumluluğu, kullanıcıların yayınlara kesintisiz ve doğru şekilde erişebilmesi açısından önemli bir rol üstlenmektedir.

TKGS Nedir?

TKGS (TÜRKSAT Kanal Güncelleme Sistemi), TÜRKSAT uyduları üzerinden yayın yapan televizyon ve radyo kanallarına ait kanal listelerinin ve yayın bilgilerinin uyumlu cihazlarda otomatik olarak güncel tutulmasını sağlayan bir sistemdir.

TKGS sayesinde kullanıcıların kanal frekanslarında veya yayın parametrelerinde meydana gelen değişikliklerin ardından manuel olarak kanal araması yapma ya da kanal listelerini yeniden düzenleme ihtiyacı önemli ölçüde azaltılmaktadır. Sistem, destekleyen cihazlarda güncel kanal bilgilerinin otomatik olarak alınmasına ve kanal listesinin düzenli şekilde güncellenmesine imkân sağlamaktadır.

Bu nedenle TKGS uyumluluğu yalnızca teknik bir özellik değil; aynı zamanda son kullanıcı deneyiminin korunması, yayın geçişlerinin daha sorunsuz gerçekleştirilmesi ve cihazların TÜRKSAT yayın altyapısıyla uyumunun sürdürülebilmesi açısından da önem taşımaktadır.

TKGS Onayı Her Marka ve Model İçin Ayrı Ayrı Alınmalıdır

Sektörümüzde faaliyet gösteren üretici, ithalatçı, distribütör ve ilgili firmalarımızın özellikle dikkat etmesi gereken hususlardan biri, TKGS onayının genel bir marka onayı olmadığıdır.

TKGS onay süreci, her marka ve her cihaz modeli için ayrı ayrı yürütülmelidir.

Bir markanın belirli bir modelinin TKGS onayı almış olması, aynı markaya ait diğer modellerin de otomatik olarak onaylı olduğu anlamına gelmemektedir. Donanım, yazılım, kullanıcı arayüzü, kanal güncelleme mekanizması ve teknik çalışma prensipleri modelden modele farklılık gösterebildiğinden, piyasaya sunulan veya sunulması planlanan her modelin ilgili onay sürecinden ayrı olarak geçirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda firmalarımızın yeni ürünlerini piyasaya sunmadan önce TKGS onay durumlarını kontrol etmeleri ve gerekli başvuruları zamanında gerçekleştirmeleri büyük önem taşımaktadır.

Yayın Geçişlerinde Sorunsuz Kullanım İçin TKGS Uyumluluğu Önemlidir

TÜRKSAT yayın sisteminde gerçekleştirilen teknik değişiklikler ve yayın geçişleri sırasında, gerekli uyumluluk çalışmalarının önceden tamamlanmamış olması cihazlarda kanal güncelleme, kanal sıralaması, yayınlara erişim veya benzeri kullanıcı sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

TUYAD olarak temel hedefimiz; bu tür geçiş dönemlerinde hem sektör firmalarının operasyonel sorunlarla karşılaşmasını hem de son kullanıcıların yayın hizmetlerine erişimde problem yaşamasını mümkün olduğunca önlemektir.

Bu nedenle TKGS onay süreçleri yalnızca bir belgelendirme veya teknik kontrol çalışması olarak değerlendirilmemeli; sektörün sağlıklı işleyişini ve son kullanıcı memnuniyetini destekleyen önemli bir uyumluluk süreci olarak ele alınmalıdır.

TUYAD Olarak Çalışmalarımızı Sürdürüyoruz

TUYAD, sektörümüzün ihtiyaçları doğrultusunda TKGS onay çalışmalarını uzun süredir yürütmekte ve firmalarımıza bu süreçlerde gerekli yönlendirme ve desteği sağlamaktadır.

Bugün de TÜRKSAT yayın geçişlerinde üretici, ithalatçı, distribütör ve diğer sektör paydaşlarının herhangi bir teknik aksaklık yaşamaması; piyasadaki cihazların yayın altyapısıyla uyumlu şekilde çalışması ve son kullanıcıların yayın hizmetlerinden kesintisiz olarak faydalanabilmesi amacıyla çalışmalarımız devam etmektedir.

Sektör firmalarımızın, mevcut ve yeni ürün gruplarında TKGS uyumluluğunu dikkate almalarını ve her marka ile her model için gerekli TKGS onay sürecini ayrı ayrı tamamlamalarını önemle hatırlatıyoruz.

TKGS onay sürecini başlatmak, başvuru şartları, gerekli teknik çalışmalar ve süreç hakkında detaylı bilgi almak isteyen firmalar bilgi@tuyad.org mail adresinden veya 0553 228 98 60 numaralı telefondan TUYAD ile iletişime geçebilirler.

Sektörümüzün sürdürülebilir gelişimi, yayın altyapısının sağlıklı şekilde çalışması ve son kullanıcıların kesintisiz bir televizyon izleme deneyimine sahip olması adına tüm ilgili firmalarımızı gerekli TKGS onay çalışmalarını zamanında gerçekleştirmeye davet ediyoruz.

TUYAD
Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği

TUYAD’dan Ankara’da Oto Ses Sistemleri İçin Çözüm Odaklı Temas

TUYAD, sektör sorunlarının çözümü amacıyla Ankara’daki temaslarını sürdürüyor.

TUYAD Başkanı Sayın Hayrettin Özaydın ve İcra Kurulu Üyesi Sayın Kemal Erborazan, Antalya Milletvekili Sayın Atay Uslu ile Ankara’da bir araya gelerek araçlarda kullanılan oto ses ve müzik sistemleri konusunda sektörün sahada karşılaştığı sorunları değerlendirdi.

Görüşmede, hazırlanan detaylı sunum dosyası Sayın Atay Uslu’ya takdim edilirken sektörün beklentileri, teknik değerlendirmeleri ve çözüm önerileri aktarıldı.

Toplantıda çözüm oluşturulması amacıyla; araçlarda kullanılan ses sistemlerinin teknik örneklerinin incelenmesi, Avrupa Birliği ve Avrupa’daki teknik standartların değerlendirilmesi ve 72/2 kapsamında Hertz ve Watt değerlerinin teknik açıdan ele alınması olmak üzere üç ana başlık üzerinde çalışma yapılması konusunda mutabık kalındı.

TUYAD, gerekli teknik çalışmaları tamamlayarak hazırlanan değerlendirmeleri Sayın Atay Uslu’ya sunacak.

TUYAD olarak Sayın Atay Uslu’ya sektörümüzün sorunlarına gösterdiği ilgi, konuya ilişkin hazırlığı ve çözüm odaklı yaklaşımı için teşekkür ediyoruz.

TÜRKİYE’NİN YENİ SANAYİ DEVRİMİ

2027–2037 Telekomünikasyon, Elektronik, Uydu, Uzay, Savunma ve İletişim Teknolojileri Sektör Vizyonu

Dünya, teknolojik dönüşümün hızlandığı ve ülkeler arasındaki rekabetin artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; teknoloji geliştirme, kritik bileşenlere sahip olma, haberleşme altyapılarını kontrol edebilme, veri güvenliğini sağlama ve stratejik teknolojileri ihraç edebilme kabiliyetiyle şekillendiği yeni bir döneme girmiştir.

Türkiye açısından önümüzdeki on yıllık dönem, telekomünikasyon, elektronik, uydu, uzay, savunma ve iletişim teknolojilerinde yeni bir sanayi hamlesinin gerçekleştirilmesi için önemli bir fırsat sunmaktadır. Türkiye’nin hedefi yalnızca yeni teknolojileri kullanan ve ithal eden bir pazar olmak değil; bu teknolojileri tasarlayan, geliştiren, üreten ve uluslararası pazarlara sunabilen güçlü bir teknoloji ülkesi haline gelmek olmalıdır.

Bu dönüşümün önemli alanlarından biri alçak yörünge, yani LEO uydu sistemleri ve uzay teknolojileridir. Uydu haberleşmesi, gözlem, konumlama, veri aktarımı ve savunma amaçlı uzay teknolojilerinde Türkiye’nin teknolojik ve endüstriyel kapasitesinin artırılması büyük önem taşımaktadır. Önümüzdeki dönemde uydu platformlarından faydalı yüklere, yer istasyonlarından uydu terminallerine kadar uzanan geniş bir alanda yerli tasarım, mühendislik ve üretim kabiliyetinin geliştirilmesi hedeflenmelidir. Böylece Türkiye yalnızca uydu sahibi olan değil, uydu ve uzay teknolojileri geliştiren ve bunları ihraç edebilen ülkeler arasında daha güçlü bir konuma ulaşabilir.

Teknolojik dönüşümün bir diğer temel unsuru yapay zekâ, otonom sistemler, akıllı sensörler, büyük veri analitiği ve karar destek teknolojilerinin haberleşme ve savunma altyapılarıyla bütünleşmesidir. Geleceğin iletişim sistemleri yalnızca daha hızlı veri taşıyan altyapılar olmayacak; aynı zamanda çevresini analiz eden, öğrenen, karar verebilen, güvenliğini dinamik olarak sağlayabilen ve kaynaklarını verimli şekilde yönetebilen akıllı sistemlere dönüşecektir. Türkiye’nin bu dönüşümde teknoloji geliştiren ülkeler arasında yer alması stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilmelidir.

5G, 6G ve yeni nesil haberleşme teknolojileri de önümüzdeki on yılın en kritik başlıkları arasında yer almaktadır. Baz istasyonları, anten sistemleri, modemler, RF teknolojileri, çekirdek şebeke çözümleri, optik haberleşme altyapıları, ağ yönetim sistemleri ve haberleşme yazılımları gibi kritik alanlarda yerli tasarım ve üretim kapasitesinin artırılması gerekmektedir. Haberleşme altyapısındaki teknolojik bağımsızlık, yalnızca ekonomik bir hedef değil; aynı zamanda ulusal güvenlik, veri egemenliği ve stratejik dayanıklılık açısından da büyük önem taşımaktadır.

Türkiye’nin üzerinde önemle durması gereken konulardan biri de elektronik komponent ve yarı iletken teknolojileridir. Çipler, sensörler, RF komponentleri, güç elektroniği bileşenleri, mikroelektronik sistemler ve diğer kritik elektronik parçalar bugün otomotivden savunmaya, telekomünikasyondan enerjiye kadar hemen her sektörün temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle kritik elektronik bileşenlerde dışa bağımlılığın azaltılması, yerli tasarım ve üretimin desteklenmesi ve Türkiye’de güçlü bir yarı iletken ve elektronik komponent ekosisteminin oluşturulması uzun vadeli sanayi politikalarının temel unsurlarından biri olmalıdır.

Savunma sanayisinde elde edilen teknolojik birikimin sivil sanayiye aktarılması da Türkiye açısından önemli bir ekonomik ve teknolojik kaldıraç oluşturabilir. Savunma alanında geliştirilen elektronik sistemler, haberleşme teknolojileri, sensörler, yazılımlar, yapay zekâ uygulamaları ve güvenlik çözümleri; telekomünikasyon, otomotiv, enerji, sağlık, ulaşım ve akıllı şehir sistemleri gibi birçok sektörde yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Savunma ve sivil sanayi arasında kurulacak daha güçlü bir teknoloji transfer mekanizması, Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesini önemli ölçüde artıracaktır.

Dijitalleşmenin yaygınlaşmasıyla birlikte siber güvenlik ve güvenli haberleşme altyapıları da stratejik önceliklerin başında gelmektedir. Kritik altyapıların, haberleşme ağlarının, uydu sistemlerinin, kamu iletişim altyapılarının ve sanayi tesislerinin siber tehditlere karşı korunması, yerli ve güvenilir siber güvenlik çözümlerinin geliştirilmesini zorunlu hale getirmektedir. Türkiye’nin güvenli haberleşme, şifreleme teknolojileri, ağ güvenliği, siber tehdit analizi ve kritik altyapı güvenliği alanlarında kendi teknoloji kapasitesini oluşturması büyük önem taşımaktadır.

Bu teknolojik atılımın ekonomik hedeflerinden biri de Türkiye’yi bölgesel bir teknoloji, üretim ve ihracat merkezi haline getirmek olmalıdır. Telekomünikasyon, elektronik, uydu ve haberleşme teknolojilerinde geliştirilecek ürünlerin yalnızca Türkiye pazarı için değil; Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarları için de tasarlanması gerekmektedir. Küresel ölçekte rekabet edebilen ürünler geliştirmek, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracatını artırırken sektörün ölçek ekonomisine ulaşmasına da katkı sağlayacaktır.

Bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde üniversite, sanayi ve kamu arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi kritik önemdedir. Üniversitelerde ve araştırma merkezlerinde geliştirilen teknolojilerin laboratuvar ortamında kalmaması; prototipe, ürüne, seri üretime ve ihracata dönüşebilmesi için güçlü mekanizmalar oluşturulmalıdır. Ortak Ar-Ge merkezleri, test ve sertifikasyon laboratuvarları, teknoparklar, teknoloji kümelenmeleri ve sektör odaklı araştırma programları desteklenmeli; akademik bilgi ile sanayinin üretim kabiliyeti daha güçlü biçimde buluşturulmalıdır.

Bu çerçevede Türkiye’nin önümüzdeki on yıllık dönem için kapsamlı bir “Milli Elektronik ve Haberleşme Ürünleri Programı” oluşturması önemli bir adım olacaktır. Program kapsamında, Türkiye’nin 2037 yılına kadar geliştirmesi gereken kritik ürünler ve teknolojiler belirlenmeli; her ürün grubu için Ar-Ge, prototip geliştirme, test ve sertifikasyon, seri üretim ve ihracat aşamalarını kapsayan somut bir yol haritası hazırlanmalıdır.

Ancak böyle bir vizyonun başarılı olabilmesi için yalnızca “yerli ve milli üretim” hedefinin ifade edilmesi yeterli değildir. Her stratejik teknoloji alanı için 2037 hedeflerinin, geliştirilecek ürünlerin, gerekli yatırım miktarlarının, insan kaynağı ihtiyacının, teşvik mekanizmalarının, Ar-Ge programlarının ve ihracat hedeflerinin açık biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Böylece ortaya konulan çalışma bir temenni belgesi olmaktan çıkarak ölçülebilir, takip edilebilir ve uygulanabilir gerçek bir sektör yol haritasına dönüşebilir.

TUYAD – Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği, Türkiye’nin telekomünikasyon, elektronik, uydu, uzay ve iletişim teknolojilerinde yerli ve güçlü bir sanayi altyapısına kavuşmasını stratejik bir hedef olarak görmektedir. TUYAD, sektörün gelişimine katkı sağlayacak, yerli teknoloji ve üretim kapasitesini artıracak, kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğini güçlendirecek her türlü çalışmayı desteklemeye hazırdır. Sahip olduğu sektör birikimi, üye firmaların üretim ve mühendislik kabiliyeti ve geniş paydaş ağıyla TUYAD; bu alanlarda oluşturulacak çalışma gruplarında, sektörel yol haritalarının hazırlanmasında, ortak projelerin geliştirilmesinde ve kamu ile sanayi arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesinde öncü bir rol üstlenebilir.

Türkiye, önümüzdeki on yılda teknoloji kullanan bir ülkeden; telekomünikasyon, elektronik, uydu, uzay, savunma ve iletişim teknolojilerini tasarlayan, geliştiren, üreten ve dünyaya ihraç eden bir teknoloji ülkesine dönüşmelidir.

Bu dönüşüm, yalnızca sektörümüz açısından değil, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, teknolojik egemenliği, ihracat kapasitesi, nitelikli istihdamı ve küresel rekabet gücü açısından da yeni bir sanayi devriminin başlangıcı olacaktır.

TUYAD olarak, ülkemizin bu stratejik dönüşümüne katkı sağlayacak her çalışmanın içinde yer almaya, sektörümüzün ortak aklını harekete geçirmeye ve Türkiye’nin teknoloji üreten bir ülke olma yolculuğunda sorumluluk üstlenmeye hazırız.

 

Hayrettin ÖZAYDIN

TUYAD Başkanı

Hayrettin Özaydın’ın 12. Kitabı “Çalmadan Zengin Olamazsın” Okurlarla Buluştu

Hayrettin Özaydın’ın kaleme aldığı 12. kitabı “Çalmadan Zengin Olamazsın”, 23 Eylül’de ThinkHouse’da düzenlenen lansmanla okurlarla buluştu.

Birbirinden değerli dostların ve davetlilerin katılımıyla gerçekleşen lansman, söyleşi formatında samimi bir atmosferde gerçekleşti. Özaydın, kitabının ortaya çıkış sürecini ve ele aldığı konuları katılımcılarla paylaşırken, davetlilerin sorularını da yanıtladı.

Lansman kapsamında Hayrettin Özaydın, kitabını imzalayarak gelen misafirlere hediye etti.

Kitabın en anlamlı yönlerinden biri ise elde edilecek gelirin sosyal sorumluluk amacıyla değerlendirilmesi. “Çalmadan Zengin Olamazsın” kitabının tüm geliri, Gebze Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan çocuklara bağışlanacak.

Kitaba; Kitapyurdu, Amazon, Anakitap ve Şehadet Kitap üzerinden ulaşılabilir.

#ÇALMADANZENGİNOLAMAZSIN  

TUYAD BAŞKANI HAYRETTİN ÖZAYDIN’DAN BOTECH ELEKTRONİK’E ZİYARET

TUYAD Başkanı Hayrettin Özaydın, TUYAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Botech Elektronik Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Samet Koçaközü’nü fabrikasında ziyaret etti.

Sektörde gerçekleştirilen son kanal taramalarının ardından, özellikle eski tip tüplü televizyonlarda kullanılan SCART HD cihazlar yeniden gündeme gelirken, ziyaret kapsamında sektördeki güncel gelişmeler ve yeni dönem hazırlıkları değerlendirildi.

Kanal taramaları sonrasında oluşan ihtiyaç doğrultusunda şirketlerimiz, SCART HD cihazların arzına yönelik çalışmalarını ve hazırlıklarını tüm hızıyla sürdürüyor.

Gerçekleştirilen görüşmede, yayın teknolojilerindeki gelişmeler, sektörel ihtiyaçlar, TKGS onaylı TV ve receiver ve firmaların yeni döneme yönelik çalışmaları hakkında karşılıklı değerlendirmelerde bulunuldu.

TUYAD olarak sektörümüzün ihtiyaçlarını yakından takip etmeye, üyelerimizle iş birliği içinde gelişmeleri değerlendirmeye ve sektörel çözümlere katkı sağlamaya devam ediyoruz.

DAB+ VE DVB-T2 YAYINLARI TÜRKİYE’DE NEREDE VAR? DİJİTAL KARASAL YAYINCILIĞIN İLLERE GÖRE HARİTASI