TUYAD – Canton Fuarı 2026
TUYAD’dan Çinli Üreticilere Türkiye’de Yatırım Çağrısı
TUYAD olarak, 15 Ekim–4 Kasım 2026 tarihleri arasında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenecek 140. CantonFuarı kapsamında gerçekleştireceğimiz heyet çalışmasıyla, Çinli üretici ve teknoloji firmalarını kendi öz sermayeleriyle Türkiye’de yatırım yapmaya davet etmeyi hedefliyoruz. Fuar; 15–19 Ekim, 23–27 Ekim ve 31 Ekim–4 Kasım olmak üzere üç fazda gerçekleştirilecek. Özellikle ilk fazda elektronik, elektrikli ürünler, tüketici elektroniği, ileri imalat, endüstriyel otomasyon ve yeni enerji gibi sektörler öne çıkıyor.
1957 yılından bu yana düzenlenen Canton Fuarı, Çin’in en köklü ve en büyük kapsamlı uluslararası ticaret organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Dünyanın farklı ülkelerinden üreticileri, alıcıları, yatırımcıları ve ticaret kuruluşlarını bir araya getiren fuar, yalnızca ürün tedariki açısından değil, yeni üretim ve yatırım iş birliklerinin geliştirilmesi açısından da önemli bir uluslararası platformniteliğinde.
TUYAD olarak Canton Fuarı’ndaki çalışmalarımızda temel yaklaşımımız, Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri yalnızca ithalat ve ihracat ekseninde değerlendirmek yerine, doğrudan yabancı yatırımı ve Türkiye’de üretimi teşvik eden yeni bir iş birliği modeli oluşturmak olacaktır.
Bu doğrultuda özellikle uydu ve uydu haberleşme sistemleri, elektronik, telekomünikasyon, televizyon, set üstü kutu, tüketici elektroniği, elektronik komponentler ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren Çinli firmalarla temas kurmayı planlıyoruz. Hedefimiz, bu şirketlerin Türkiye’ye yalnızca ürün satan firmalar olmaları değil; kendi sermayeleriyle Türkiye’de fabrika, üretim hattı, montaj tesisi, Ar-Ge veya teknoloji merkezi kurmalarıdır.
Türkiye; Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey Afrika arasında sahip olduğu stratejik konumuyla Çinli üreticiler açısından önemli bir üretim ve ihracat merkezi olma potansiyeline sahiptir. Türkiye’de yatırım yapan Çinli bir üretici, bir taraftan Türkiye pazarına ulaşırken diğer taraftan çevre pazarlara daha yakın bir üretim altyapısı oluşturabilir.
Heyet görüşmelerimiz sırasında Çinli firmalara Türkiye’nin yatırım teşvikleri, organize sanayi bölgeleri, güçlü üretim altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, lojistik imkanları ve Avrupa pazarına erişim avantajları anlatılacaktır. Ayrıca Türkiye’de gerçekleştirilecek yatırımların yerli tedarikçilerle iş birliği, teknoloji transferi, yeni istihdam alanlarının oluşturulması ve ihracat kapasitesinin artırılması açısından sağlayabileceği fırsatlar üzerinde durulacaktır.
Buradaki temel hedefimiz, yabancı sermayenin Türkiye’ye yalnızca finansal kaynak olarak gelmesi değil; üretime, teknolojiye, istihdama ve ihracata dönüşmesidir. Çinli firmaların kendi öz sermayeleriyle Türkiye’de kuracakları üretim tesislerinin hem ülkemizin sanayi kapasitesine hem de Türkiye’nin teknoloji ürünlerindeki uluslararası rekabet gücüne önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.
Bu çalışma ile Türkiye ile Çin arasındaki ticari ilişkilerin bir sonraki aşamaya taşınmasını; ticaretten yatırıma, ithalattan üretime ve kısa vadeli ticari ilişkilerden uzun vadeli stratejik ortaklıklara dönüşmesini amaçlıyoruz.



