Türkiye’nin Teknolojik Geleceği İçin Yerli Cep Telefonu Üretimi Stratejik Olarak Desteklenmelidir

Akıllı telefonlar artık yalnızca iletişim kurmamızı sağlayan tüketici elektroniği ürünleri değildir. Günümüzde akıllı telefon; haberleşme teknolojilerinin, yarı iletkenlerin, yazılımın, yapay zekânın, siber güvenliğin, görüntüleme teknolojilerinin, mobil uygulamaların ve dijital hizmetlerin kesiştiği en önemli yüksek teknoloji platformlarından biridir. Bu nedenle cep telefonu sektörüne yalnızca ithalat, satış ve tüketim perspektifinden bakmak Türkiye açısından yeterli değildir. Türkiye’nin önündeki asıl soru şudur:

Milyonlarca cep telefonunun tüketildiği büyük bir pazar mı olacağız, yoksa bu pazarın oluşturduğu ekonomik gücü üretime, mühendisliğe, AR-GE’ye, teknolojiye ve ihracata dönüştüren bir ülke mi olacağız?

TUYAD olarak tercihimizin çok açık olması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye teknoloji ürünlerini yalnızca kullanan ve ithal eden değil; geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke olmalıdır.

Yerli telefon üretimi bir sanayi politikası meselesidir. Türkiye’de cep telefonu üretiminin desteklenmesi yalnızca belirli üreticilerin veya markaların korunması olarak değerlendirilmemelidir. Burada asıl korunması ve geliştirilmesi gereken unsur, Türkiye’nin teknolojik üretim kabiliyetidir.

Bir cep telefonunun Türkiye’de üretilmesi; üretim hattının yanı sıra elektronik üretim, PCB dizgi teknolojileri, test ve kalite sistemleri, plastik ve mekanik komponentler, güç elektroniği, şarj ekipmanları, anten teknolojileri, yazılım, cihaz optimizasyonu, lojistik, ambalaj, satış sonrası hizmetler ve mühendislik gibi çok sayıda alanı doğrudan veya dolaylı olarak harekete geçirebilmektedir.

Bugün belirli bir yerlilik oranıyla başlayan üretim, doğru sanayi politikaları uygulanması halinde zaman içinde daha fazla yerli komponent kullanımına, daha fazla mühendislik faaliyetinin Türkiye’de yapılmasına, yeni tedarikçilerin oluşmasına ve nihayetinde Türkiye’de geliştirilen ürünlerin ortaya çıkmasına dönüşebilir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için sektörün sürekliliğe ihtiyacı vardır.

Bir ülkede teknoloji ekosistemi birkaç yıl içerisinde kurulamaz. Firmaların fabrika, makine, insan kaynağı, AR-GE ve tedarik zincirine yatırım yapabilmesi için iç pazarda uzun vadeli ve öngörülebilir şartların oluşması gerekir. Bu nedenle Türkiye’de yatırım yapan, üretim tesisi kuran, istihdam sağlayan ve teknoloji geliştiren firmaların yalnızca ithal ürünlerle fiyat rekabetine bırakılması doğru bir sanayi politikası değildir. Devlet mevcut yatırım teşviklerini yerli telefon üretiminin gelişmesi için etkin şekilde kullandırmalıdır Türkiye’nin bugün zaten güçlü bir yatırım teşvik altyapısı bulunmaktadır.

Mevcut yatırım teşvik sistemi kapsamında projenin niteliğine ve programına göre gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, vergi indirimi, faiz veya kâr payı desteği, makine desteği ve yatırım yeri tahsisi gibi destekler sağlanabilmekte; bölgesel uygulamalarda sigorta primi işveren hissesi desteği de devreye girebilmektedir. Cep telefonu ve haberleşme elektroniği gibi stratejik teknoloji alanlarında yapılacak yatırımların, ilgili mevzuatın şartlarını sağlamaları halinde bu desteklerden mümkün olan en etkin biçimde yararlandırılması sağlanmalıdır. Buradaki yaklaşım yeni ve ayrıcalıklı bir teşvik sistemi kurmak zorunda değildir. Devletin hâlihazırda sahip olduğu teşvik araçlarının, Türkiye’de teknoloji üretme ve yerlileştirme hedefleri doğrultusunda daha etkin ve koordineli biçimde kullanılması gerekmektedir.

Özellikle yeni üretim hatları, otomasyon sistemleri, test cihazları ve ileri üretim teknolojilerine yapılacak yatırımlarda yatırım teşviklerinin güçlü biçimde devreye alınması, Türkiye’deki üreticilerin uluslararası rakipleriyle rekabet edebilmesi açısından önemlidir.

AR-GE ve mühendislik destekleri üretimin merkezine yerleştirilmelidir

Türkiye’nin hedefi yalnızca Türkiye’de telefon monte etmek olmamalıdır. Asıl hedef; ürün geliştirme, yazılım, elektronik tasarım, cihaz optimizasyonu, haberleşme teknolojileri, yapay zekâ uygulamaları, siber güvenlik ve ürün mühendisliği gibi alanlarda da Türkiye’nin kabiliyetlerini artırmak olmalıdır. Bu nedenle Türkiye’de telefon üretimi gerçekleştiren firmaların AR-GE ve Tasarım Merkezi teşviklerinden, uygun projelerde TÜBİTAK’ın sanayi AR-GE ve yenilik programlarından ve üniversite-sanayi iş birliği mekanizmalarından daha etkin biçimde yararlanmasının önü açılmalıdır.

Türkiye’deki AR-GE teşvik sisteminde AR-GE harcamalarına yönelik indirimler, nitelikli personelin istihdamına ilişkin vergi ve sigorta primi avantajları, damga vergisi ve belirli AR-GE faaliyetlerine ilişkin gümrük istisnaları gibi araçlar bulunmaktadır. TÜBİTAK da sanayi kuruluşlarının araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik projelerine yönelik çeşitli destek programları yürütmektedir. Bu destekler cep telefonu sektöründe özellikle yazılım, yapay zekâ, haberleşme, cihaz güvenliği, enerji verimliliği, elektronik tasarım ve yeni nesil mobil teknolojilere yönelik projelerde etkin şekilde kullanılmalıdır. Teşvik sistemi yerlilik oranını artırmayı ödüllendirmelidir. Yerli üretime verilen desteğin nihai amacı yalnızca ürünün Türkiye’de son montajının yapılması olmamalıdır. Destek sistemi zaman içerisinde Türkiye’de oluşturulan katma değeri artıracak şekilde kademeli tasarlanmalıdır.

Üretici daha fazla yerli komponent kullandığında, Türkiye’de daha fazla mühendis istihdam ettiğinde, AR-GE faaliyeti gerçekleştirdiğinde, yerli tedarikçi geliştirdiğinde ve Türkiye’den ihracat yaptığında ilave desteklerden yararlanabilmelidir.Böylelikle kamunun verdiği teşvik ile sanayinin gerçekleştirdiği yerlileşme arasında doğrudan bir ilişki kurulmuş olur. Örneğin Türkiye’de elektronik kart üretimi ve dizgisi, mekanik parçalar, güç elektroniği, şarj ekipmanları, test ve kalibrasyon hizmetleri, yazılım geliştirme, ambalaj ve diğer yan sanayi alanlarında yerli tedarikçilerin sisteme dahil edilmesi teşvik edilebilir. Bu yaklaşım zaman içerisinde yalnızca telefon fabrikalarını değil, bu fabrikaların etrafında gelişen yerli teknoloji tedarik zincirini de büyütecektir.

Nitelikli istihdam ayrıca desteklenmelidir.

Teknoloji sanayisinin en önemli girdilerinden biri insan kaynağıdır. Elektronik mühendisleri, haberleşme mühendisleri, yazılım geliştiriciler, yapay zekâ uzmanları, endüstri mühendisleri, test mühendisleri, teknisyenler ve üretim personelinin Türkiye’de bu ekosistem içerisinde yetişmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yerli telefon üreticilerinin oluşturduğu nitelikli istihdam için mevcut istihdam teşvikleri etkin şekilde kullanılmalı; üniversiteler, meslek yüksekokulları ve mesleki eğitim kurumlarıyla üreticiler arasında doğrudan programlar kurulmalıdır.

Türkiye’nin genç nüfusu, doğru politikalar uygulandığında bu alandaki en önemli rekabet avantajlarından biri olabilir.

Finansmana erişim kolaylaştırılmalıdır

Teknoloji üretimi yüksek işletme sermayesi ve sürekli yatırım gerektirmektedir. Üreticiler bir taraftan makine ve tesis yatırımı yaparken diğer taraftan komponent, stok, AR-GE ve insan kaynağını finanse etmek zorundadır. Bu nedenle yatırım teşvik sistemi içerisindeki faiz veya kâr payı desteği gibi finansman araçlarının, şartları sağlayan teknoloji yatırımlarında etkin biçimde kullandırılması önemlidir. Mevcut teşvik sisteminde bu tür finansman destekleri de açıkça yer almaktadır. Bunun yanında kamu bankaları, kalkınma finansmanı kuruluşları ve uygun kamu destek mekanizmaları üzerinden teknoloji üreticilerinin uzun vadeli yatırım finansmanına erişiminin güçlendirilmesi değerlendirilmelidir.

Türkiye’de üretilen telefonların ihracatı ayrıca teşvik edilmelidir

Türkiye’nin hedefi yalnızca iç pazarı yerli üretimle beslemek olmamalıdır. Türkiye’nin coğrafi konumu; Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya, Orta Asya ve Afrika pazarlarına erişim açısından önemli bir avantaj sunmaktadır. Doğru bir üretim ölçeği oluşturulduğunda Türkiye, bölgesel bir cep telefonu ve tüketici elektroniği üretim merkezi haline gelebilir.

Bu nedenle Türkiye’de üretilen cihazların ihracatı, uluslararası markalaşması, yurt dışı dağıtım kanallarına erişimi ve küresel pazarlarda tanıtımı da kamu politikalarının bir parçası olmalıdır.İç pazarın sağladığı ölçek, ihracatın başlangıç noktası olarak değerlendirilmelidir.

B segmenti telefon ithalatında yüksek ve etkin gözetim uygulanmalıdır

Yerli üretimin sürdürülebilirliği açısından en kritik konulardan biri de ithalat politikasıdır. Özellikle pazarın geniş bölümüne hitap eden ve fiyat rekabetinin son derece yoğun olduğu B segmenti akıllı telefonlarda, Türkiye’deki üretimin çok düşük ithal fiyatları karşısında korunması gerekmektedir. Bu nedenle B segmentindeki cep telefonu ithalatında yüksek ve etkin bir gözetim mekanizması uygulanması, gözetim kıymetlerinin piyasanın ve sektörün gelişimine göre düzenli biçimde gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Ticaret Bakanlığı da ithalatta gözetim uygulamalarını yerli üretime konu ürünlerde ithalatın seyrinin izlenmesinde kullanılan ticaret politikası araçlarından biri olarak uygulamaktadır. 2026 yılında da çeşitli ürün gruplarında gözetim kıymetleri güncellenmiş veya yeni gözetim uygulamaları oluşturulmuştur.Cep telefonu sektöründe de aynı politika yaklaşımı, ülkemizin uluslararası yükümlülükleri ve tüketici menfaatleri gözetilerek uygulanmalıdır. Buradaki amaç ithalatı yasaklamak değildir.Amaç, Türkiye’de fabrika kuran, yatırım yapan, çalışan istihdam eden, vergi ödeyen, AR-GE faaliyeti gerçekleştiren ve yerli tedarik zinciri oluşturmaya çalışan üreticilerin sürdürülemez fiyat baskısı altında üretimden vazgeçmelerinin önüne geçmektir.

Türkiye’deki üretici ile yalnızca nihai ürünü ithal ederek pazara sunan yapı arasında üretim lehine makul ve öngörülebilir bir politika dengesi kurulmalıdır.

Teşvik ile koruma politikası birlikte yürütülmelidir

Tek başına ithalatı gözetim altında tutmak yeterli değildir. Aynı şekilde yalnızca teşvik vermek de yeterli olmayacaktır. Başarılı bir teknoloji sanayisi politikası, üretimi teşvik eden ve üretimin sürdürülebileceği pazar şartlarını aynı anda oluşturan bütüncül bir yapıya ihtiyaç duyar. Bir tarafta yatırım, AR-GE, finansman, istihdam ve ihracat destekleri bulunmalı; diğer tarafta yerli üretimin aşırı düşük fiyatlı ithalat karşısında korunmasına yönelik ticaret politikası araçları uygulanmalıdır. Bunun karşılığında üreticiden de daha fazla yerlilik, daha yüksek teknoloji yatırımı, daha fazla mühendislik, daha fazla istihdam ve daha fazla ihracat beklenmelidir.

Türkiye iç pazarını teknoloji üretmek için kullanmalıdır

Türkiye büyük ve dinamik bir cep telefonu pazarına sahiptir.Böylesine büyük bir pazar yalnızca dünyanın farklı ülkelerinde üretilen cihazların satıldığı bir pazar olarak görülmemelidir. Bu talep gücü, Türkiye’nin sanayi politikası açısından önemli bir avantajdır. Dünyada teknoloji alanında güçlü olan ülkelerin önemli bir bölümü, iç pazarlarının sağladığı ölçeği kendi üretim kapasitelerini geliştirmek için kullanmıştır. Türkiye de bunu yapmalıdır. Bugün Türkiye’de telefon üreten fabrikaları ve mevcut üretim kabiliyetimizi kaybetmenin maliyeti, gelecekte aynı kapasiteyi yeniden oluşturmanın maliyetinden çok daha yüksek olacaktır. Bu nedenle mevcut üretim tesislerinin korunması, kapasite kullanım oranlarının artırılması, yeni yatırımların teşvik edilmesi ve yerli tedarik zincirinin büyütülmesi stratejik öncelik olarak değerlendirilmelidir.

TUYAD olarak; Türkiye’de cep telefonu ve haberleşme elektroniği üretiminin stratejik sektör olarak ele alınmasını; mevcut yatırım teşviklerinin bu alanda şartları sağlayan yatırımlara etkin biçimde kullandırılmasını; AR-GE, tasarım, yazılım ve mühendislik faaliyetlerinin daha güçlü desteklenmesini; yerlilik oranını artıran firmaların ilave olarak teşvik edilmesini; nitelikli istihdam ve yerli tedarik zincirinin geliştirilmesine özel önem verilmesini; üreticilerin yatırım ve işletme finansmanına erişiminin kolaylaştırılmasını; Türkiye’de üretilen cihazların ihracatının desteklenmesini ve özellikle B segmenti cep telefonu ithalatında yerli üretimi koruyacak yüksek ve etkin gözetim mekanizmalarının uygulanmasını gerekli görüyoruz.

Bu, Türkiye’nin teknolojik üretim kapasitesini koruma ve geliştirme politikasıdır. Bugün üretime verilen destek yarın daha fazla mühendis, daha fazla teknisyen, daha fazla AR-GE, daha fazla yerli tedarikçi, daha fazla ihracat ve daha yüksek katma değer olarak Türkiye ekonomisine geri dönecektir.

Cep telefonu üretimi kendi başına bir nihai hedef değil; Türkiye’nin elektronik, haberleşme, yazılım ve yüksek teknoloji sanayisini büyütmek için önemli bir başlangıç noktasıdır.

Bunun için yerli üretime sahip çıkmalı, yatırım yapanı desteklemeli ve iç pazarımızın gücünü Türkiye’nin teknolojik geleceğine dönüştürmeliyiz.

TUYAD
Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği