TUYAD https://www.tuyad.org Telekomünikasyon Uydu ve Yayıncılık İş İnsanları Derneği Sun, 24 May 2026 17:59:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.4.1 Dijital Oyunlarda Çocuk Güvenliği: Yaş Sınırları, Gizli Riskler ve Aile Kontrolünün Gerçek Sınırı https://www.tuyad.org/dijital-oyunlarda-cocuk-guvenligi-yas-sinirlari-gizli-riskler-ve-aile-kontrolunun-gercek-siniri/ Sun, 24 May 2026 17:59:59 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10383 Dijital Oyunlarda Çocuk Güvenliği: Yaş Sınırları, Gizli Riskler ve Aile Kontrolünün Gerçek Sınırı

Dijital oyunlar artık yalnızca eğlence ürünü değil; çocukların sosyalleştiği, para harcadığı, kimlik oluşturduğu ve kimi zaman manipülasyona açık hale geldiği büyük bir dijital ekosistemdir. Mobil oyunlar, bilgisayar ve konsol oyunları ile internet üzerinden oynanan çok oyunculu yapımlar, milyarlarca kullanıcıya ulaşan küresel bir endüstriye dönüşmüştür. Newzoo’nun 2025 verilerine göre küresel oyun pazarı 188,8 milyar dolarlık gelire ve yaklaşık 3,6 milyar oyuncuya ulaşmıştır; gelirin yaklaşık yüzde 55’i mobil oyunlardan gelmektedir. Aynı raporda mobil oyuncu sayısı yaklaşık 3 milyar, PC oyuncu sayısı 936 milyon, konsol oyuncu sayısı ise 645 milyon olarak tahmin edilmektedir.

Türkiye açısından da tablo dikkat çekicidir. TÜİK’in “Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması 2024” verisine göre dijital oyun oynadığını belirten çocukların oranı yüzde 74’tür. Bu oran, oyun meselesinin yalnızca “boş zaman alışkanlığı” olarak değil; çocuk güvenliği, tüketici hakları, veri mahremiyeti ve ruh sağlığı başlıklarıyla birlikte ele alınması gerektiğini gösterir.

Popüler oyunlara bakıldığında çocuk ve gençlerin yoğun biçimde bulunduğu yapımlar arasında Fortnite, Minecraft, Roblox, Counter-Strike 2, League of Legends, Valorant, EA Sports FC, PUBG, Royal Match, Pokémon GO, Coin Master ve benzeri oyunlar öne çıkmaktadır. Newzoo’nun 2026 PC aylık aktif kullanıcı sıralamasında Counter-Strike 2, Minecraft, Roblox, Fortnite ve League of Legends üst sıralarda yer alırken; mobil tarafta Pokémon GO, Royal Match, Coin Master ve PUBG gibi oyunlar farklı gelir kategorilerinde güçlü konumdadır.

Yaş Sınırlamaları Ne Kadar Geçerli?

Oyunlarda yaş sınırlaması denildiğinde en bilinen sistemler Avrupa merkezli PEGI, ABD merkezli ESRB ve dijital mağazalarda kullanılan IARC sistemidir. PEGI 3, 7, 12, 16 ve 18 gibi yaş etiketleriyle içeriğin yaşa uygunluğunu belirtir; şiddet, korku, kötü dil, kumar, çevrim içi etkileşim ve oyun içi satın alma gibi uyarılar da kullanır. ESRB ise “Everyone”, “Teen”, “Mature 17+” gibi sınıflandırmaların yanında “in-game purchases”, “users interact” ve “shares location” gibi etkileşim uyarıları sunar. IARC ise dijital oyun ve uygulamalar için küresel ölçekte kullanılan otomatik yaş derecelendirme altyapısıdır.

Ancak burada kritik sorun şudur: yaş etiketi ile yaş doğrulama aynı şey değildir. Bir oyunun PEGI 12 veya ESRB Teen olması, çocuğun o oyuna erişemeyeceği anlamına gelmez. Çocuk yetişkin hesabı kullanıyorsa, doğum tarihini yanlış girdiyse, aile ödeme kartı kayıtlıysa veya platform ayarları doğru yapılandırılmamışsa yaş etiketi çoğu zaman yalnızca bilgilendirici bir uyarı olarak kalır. Bu nedenle yaş sınırlamalarının gerçek etkisi; oyun firması, uygulama mağazası, cihaz üreticisi ve ailenin birlikte kurduğu kontrol mekanizmasına bağlıdır.

Çocuklar Oyunlarda Nasıl Manipüle Ediliyor?

Çocuklara yönelik en yaygın manipülasyon yöntemlerinden biri, oyun içi ekonomilerin gerçek para hissini perdelemesidir. Sanal para birimleri, elmaslar, jetonlar, sandıklar, kostümler ve geçici kampanyalar çocuğun harcadığı parayı soyutlaştırır. “Sadece bugün”, “son şans”, “özel paket”, “arkadaşların aldı”, “takımını geride bırakma” gibi mesajlar kıtlık, aidiyet ve rekabet duygusunu tetikler.

Bir diğer risk alanı loot box, yani rastgele ödül kutuları ve şansa dayalı dijital ödüllerdir. Çocuk, ne alacağını bilmeden para harcar; bu yapı psikolojik olarak kumar benzeri beklenti döngüleri yaratabilir. Avrupa Parlamentosu’nun çocukların çevrim içi güvenliğine ilişkin 2025 değerlendirmelerinde loot box, karanlık tasarım kalıpları, bağımlılık yaratan tasarım ve çocuklara yönelik ticari manipülasyonlar özel risk alanları arasında sayılmıştır.

Karanlık tasarım kalıpları yalnızca satın alma ekranlarında görülmez. Günlük giriş ödülleri, seri bozmama baskısı, sınırlı süreli etkinlikler, “battle pass” sistemleri, sonsuz kaydırma mantığı, otomatik eşleşme, sürekli bildirimler ve sosyal dışlanma korkusu da çocukları oyunda daha uzun süre tutmak için kullanılır. 2025 tarihli bir akademik çalışma, popüler ücretsiz çocuk uygulamalarında arayüz manipülasyonlarının yaygın olduğunu ve uygulamalarda ortalama birden fazla aldatıcı tasarım kalıbı bulunduğunu ortaya koymuştur.

Maddi ve Psikolojik Zararlar

Maddi zararların en görünür örnekleri izinsiz oyun içi satın almalar, yanlışlıkla yapılan harcamalar ve çocuğun sanal para ile gerçek para arasındaki farkı kavrayamamasıdır. ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun Epic Games/Fortnite dosyası bu konuda çarpıcıdır: Epic Games, çocukların mahremiyeti ve karanlık tasarım kalıplarıyla bağlantılı iddialar nedeniyle toplam 520 milyon dolarlık uzlaşmayı kabul etmiş; bunun 245 milyon dolarlık kısmı yanıltıcı ödeme tasarımları nedeniyle tüketici iadelerine ayrılmıştır. FTC, 2025’te Fortnite oyuncularına yönelik iade ödemelerinin toplamının yaklaşık 200 milyon dolara yaklaştığını açıklamıştır.

Psikolojik zararlar ise daha karmaşıktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün ICD-11 sınıflandırmasında “gaming disorder”, oyun oynama üzerinde kontrol kaybı, oyuna diğer etkinliklerden daha fazla öncelik verme ve olumsuz sonuçlara rağmen devam etme gibi belirtilerle tanımlanır; tanı için genellikle belirgin işlev kaybı ve süreklilik aranır. Bu, her çok oyun oynayan çocuğun bağımlı olduğu anlamına gelmez; ancak okul başarısı, uyku, aile ilişkileri, fiziksel aktivite ve sosyal yaşam bozuluyorsa risk ciddiye alınmalıdır.

Çevrim içi oyunlarda sosyal riskler de büyüktür. Sesli sohbet, yazılı mesajlaşma, özel oda davetleri, kullanıcı üretimli içerikler ve yabancılarla etkileşim; siber zorbalık, uygunsuz dil, dolandırıcılık, taciz ve grooming risklerini artırır. Ofcom’un 2025 çocuk ve ebeveyn medya kullanımı raporunda, 8-17 yaş grubundaki çocukların kayda değer bir kısmının çevrim içi oyunlar üzerinden kırıcı veya zarar verici davranışlara maruz kaldığı belirtilmiştir.

Sistem Nerede Açık Veriyor?

Açıkların bir kısmı oyun firmalarından kaynaklanır. Birçok oyun, çocuk oyuncuların varlığını bilmesine rağmen gelir modelini oyun içi satın alma, rastgele ödül, agresif bildirim, sosyal baskı ve sürekli etkinlik döngüsü üzerine kurar. Yaş kontrolü çoğu zaman kullanıcının beyanına dayanır. Harcama limitleri, sohbet güvenliği, reklam ayrımı, veri toplama ve eşleştirme algoritmaları çoğu kullanıcı için yeterince şeffaf değildir.

İkinci açık, oyun mağazaları ve cihaz ekosistemlerindedir. Apple, Google, Xbox ve PlayStation aile kontrol araçları sunsa da bunlar doğru kurulmadığında etkisiz kalır. Apple “Ask to Buy” ile çocukların satın alma ve indirme taleplerini ebeveyn onayına bağlayabilir. Google Play ebeveyn denetimleri içerik indirme ve satın alma kısıtları sağlar; ancak Google, satın alma onaylarının yalnızca Google Play faturalandırma sistemi üzerinden geçerli olduğunu belirtir. Xbox Family Settings konsol ve Windows tarafında süre ve içerik yönetimi sunarken, ayarların mobil oyunları kapsamadığı durumlar vardır. PlayStation aile yönetimi ise sohbet, kullanıcı üretimli içerik ve aylık harcama limiti gibi kontroller sağlar.

Üçüncü açık, aile tarafındaki parçalı kontroldür. Çocuk telefonda başka, tablette başka, konsolda başka, bilgisayarda başka hesap kullanabilir. Ebeveyn yalnızca cihaz süresini kısıtlasa bile oyun içi sohbet, harcama, arkadaş ekleme, canlı yayın izleme veya Discord benzeri yan platformlardaki iletişim devam edebilir. Bu nedenle “ekran süresi” tek başına yeterli bir güvenlik ölçütü değildir.

Ne Yapılmalı?

Sektör açısından öncelik, çocuk hesaplarını varsayılan olarak güvenli hale getirmek olmalıdır. Çocuklar için özel mesajlaşma kapalı gelmeli, harcama limiti sıfırdan başlamalı, loot box ve rastgele ödül mekanikleri çocuk hesaplarında devre dışı bırakılmalı, reklamlar yaşa göre ayrılmalı, veri toplama asgariye indirilmeli ve algoritmalar bağımsız denetime açılmalıdır. Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası kapsamında çocukların çevrim içi korunmasına yönelik 2025 kılavuzları da mahremiyetin varsayılan olarak yüksek tutulması, öneri sistemlerinin çocuklar üzerindeki etkisi, engelleme/sessize alma araçları ve zararlı ticari uygulamalara karşı önlem alınması gerektiğini vurgulamaktadır.

Aileler açısından temel yaklaşım yasaklamadan önce yapılandırmak olmalıdır. Çocuğa yetişkin hesabı verilmemeli; her platformda çocuk hesabı açılmalı, yaş doğru girilmeli, satın alma onayı aktif edilmeli, kayıtlı kartlar sınırlandırılmalı, sesli sohbet ve yabancılardan mesaj alma kapatılmalı, oyun içi harcama limiti belirlenmeli, PEGI/ESRB uyarıları okunmalı ve oyun birlikte deneyimlenmelidir. En önemlisi, çocuklara “bu oyun seni neden her gün geri çağırıyor?”, “bu paket neden süreli?”, “bu kutudan ne çıkacağını gerçekten biliyor musun?” gibi sorularla dijital farkındalık kazandırılmalıdır.

Sonuç olarak dijital oyunlar tek başına zararlı değildir; hatta doğru seçildiğinde problem çözme, koordinasyon, sosyalleşme ve yaratıcılık açısından değerli olabilir. Sorun, çocukların yetişkinler için tasarlanmış para, veri ve dikkat ekonomisinin içine yeterli koruma olmadan sokulmasıdır. Güvenli oyun ekosistemi; yalnızca ailelerin değil, oyun şirketlerinin, platformların, cihaz üreticilerinin, düzenleyici kurumların ve eğitim sisteminin ortak sorumluluğudur.

Bu kapsamda TUYAD, dijital oyunlar, yayıncılık teknolojileri, mobil ve çevrim içi platformlar ile son kullanıcı güvenliği alanındaki gelişmeleri yakından takip eden sektör temsilcilerinden biri olarak önemli bir konumda bulunmaktadır. TUYAD Başkanı Hayrettin Özaydın, çocukların dijital ortamlarda karşılaşabileceği riskler, yaş sınırlaması uygulamaları, aile kontrol sistemleri ve teknolojik güvenlik çözümlerine ilişkin güncel çalışmaları izlemekte; sektörün daha bilinçli, güvenli ve sürdürülebilir biçimde gelişmesi için ilgili paydaşlarla temaslarını ve farkındalık çalışmalarını sürdürmektedir. TUYAD -Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği- , teknolojinin sağladığı imkânların kullanıcı hakları, çocuk güvenliği ve toplumsal sorumluluk ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak, sektörün geleceğine ışık tutacak çalışmalara katkı sunmaya devam etmektedir.
#tuyad #dijitaloyun #çocuk #playstation #güvenlik

]]>
Türkiye’de OTT Platformları: Ekran Alışkanlıklarını Değiştiren Yeni Yayın Ekonomisi https://www.tuyad.org/turkiyede-ott-platformlari-ekran-aliskanliklarini-degistiren-yeni-yayin-ekonomisi/ Sun, 24 May 2026 17:51:01 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10379 Türkiye’de OTT Platformları: Ekran Alışkanlıklarını Değiştiren Yeni Yayın Ekonomisi

OTT, İngilizce “Over-the-Top” ifadesinden gelir ve video, ses ya da medya içeriğinin geleneksel karasal yayın, kablo, uydu veya IPTV dağıtım modeli yerine doğrudan internet üzerinden kullanıcıya ulaştırılmasını ifade eder. Başka bir deyişle OTT, izleyicinin televizyon program akışına bağlı kalmadan; akıllı TV, telefon, tablet, bilgisayar veya oyun konsolu üzerinden istediği içeriği, istediği zamanda izleyebilmesini sağlar. Bu modelin çıkış ihtiyacı; izleyicinin “beklemeden, reklama daha az maruz kalarak, kişiselleştirilmiş ve çok cihazlı” içerik tüketme talebidir. OTT’nin erken örneklerinden biri, 1998’de Hong Kong Telecom’un başlattığı iTV adlı isteğe bağlı video hizmetidir; modern küresel kırılım ise özellikle YouTube’un 2005’te ABD’de video paylaşımını kitleselleştirmesi ve Netflix’in 2007’de yayın akışı hizmetini başlatmasıyla hızlanmıştır.

Türkiye’de OTT’nin ivmelenmesi, genişbant internetin yaygınlaşması, akıllı telefon penetrasyonu, yerli içerik üretimi ve abonelik ekonomisinin gelişmesiyle bağlantılıdır. TÜİK’in 2025 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre 16-74 yaş grubunda internet kullanım oranı %90,9’a yükselmiştir; bu oran, OTT servislerinin artık niş değil kitlesel bir medya tüketim kanalı olduğunu gösterir.

Altyapı tarafında BTK’nın 2025 üçüncü çeyrek resmi istatistikleri Türkiye’de toplam genişbant internet abone sayısını 98,24 milyon, mobil cepten internet abone sayısını 76,52 milyon, fiber abone sayısını ise 9,29 milyon olarak göstermektedir. Aynı dönemde toplam genişbant internet trafiği 23,21 milyon TByte’a ulaşmış; abone başına aylık veri tüketimi sabitte 305,3 GB, mobilde 19,9 GB olmuştur. Bu veriler, video tüketiminin artık telekom altyapısının en kritik yüklerinden biri haline geldiğini ortaya koyar.

Regülasyon boyutunda Türkiye’de internet üzerinden radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri RTÜK düzenlemesine tabidir. RTÜK’ün 2019’da yürürlüğe giren internet yayın yönetmeliği; internet ortamından yayın lisansı, isteğe bağlı yayın hizmeti lisansı ve yayın iletim yetkilendirmesi gibi çerçeveler getirmiştir. Yönetmelikte internet yayın lisanslarının on yıl süreyle verileceği, lisanssız yayın durumunda başvuru ve yaptırım süreçlerinin işletileceği belirtilmiştir.

Türkiye pazarındaki başlıca OTT uygulamaları arasında Netflix, HBO Max, Prime Video, Disney+, MUBI, Exxen, Gain, TV+, Tivibu Go ve TRT’nin tabii platformu öne çıkar. Netflix, Türkiye’de 2016’da Türkçe dil desteği ve Türk Lirası ödeme seçeneğiyle yerelleşmesini güçlendirmiştir. Disney+ Türkiye’de 14 Haziran 2022’de yayına başlamıştır. Exxen 1 Ocak 2021’de, TRT’nin uluslararası dijital platformu tabii ise 7 Mayıs 2023’te kullanıcılarla buluşmuştur.

Pazar rekabetinde 2025 itibarıyla önemli bir değişim yaşanmıştır. BluTV’nin 2025’te Max/HBO Max yapısına dönüşmesiyle global katalog, yerli içerik ve paket ortaklıkları aynı çatı altında toplanmıştır. JustWatch’ın 2025 üçüncü çeyrek verilerine dayandırılan sıralamada HBO Max %26 ile ilk sırada, Netflix %24 ile ikinci, Prime Video %18 ile üçüncü, Disney+ %14 ile dördüncü sırada yer almıştır; MUBI %7, YouTube Premium %4, Exxen ise %1 payla listelenmiştir. Bu tablo, Türkiye’de tek platform hâkimiyetinden çok “çoklu abonelik” ve “içeriğe göre platform seçimi” dönemine girildiğini gösterir.

Teknolojik açıdan OTT platformlarının arkasında birkaç temel unsur bulunur: CDN içerik dağıtım ağları, adaptif bitrate yayın teknolojisi, bulut tabanlı ölçekleme, kullanıcı davranışına göre öneri algoritmaları, dijital hak yönetimi, çoklu profil yapısı ve çevrimdışı izleme. Son kullanıcı açısından bunlar daha az donma, farklı internet hızlarında görüntü kalitesinin otomatik ayarlanması, kişiye özel öneriler ve cihazlar arası devamlılık anlamına gelir. Sektör açısından ise veri, içerik kadar stratejik hale gelmiştir; hangi içeriğin ne kadar izlendiği, hangi sahnede terk edildiği ve hangi türlerin aboneliği koruduğu artık yatırım kararlarını doğrudan etkiler.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’de OTT pazarını üç dinamik belirleyecek: fiyat hassasiyeti, yerli içerik gücü ve spor/canlı yayın hakları. Kullanıcı tarafında abonelik maliyetleri arttıkça dönemsel üyelik, aile paketi, reklamlı düşük fiyatlı paket ve operatör bundle modelleri daha fazla önem kazanacaktır. Sektör tarafında ise yerli diziler, belgeseller, çocuk içerikleri ve spor yayın hakları platformların ayrışma alanı olacaktır. Bu nedenle OTT, yalnızca “internet üzerinden dizi-film izleme” meselesi değil; telekom, medya, reklam, veri analitiği ve kültürel ihracatı aynı anda etkileyen yeni nesil yayın ekosistemidir.

Türkiye’de uydu haberleşmesi, televizyon yayıncılığı, elektronik haberleşme sistemleri ve bilgi teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren firmaları aynı çatı altında buluşturan Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği — TUYAD, OTT ve internet tabanlı yayıncılık alanındaki dönüşümü yakından izleyen önemli sektörel yapılardan biridir. TUYAD Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Özaydın öncülüğünde dernek; uydu, IPTV, dijital yayıncılık, yeni nesil haberleşme altyapıları ve sektörel regülasyonlara ilişkin gelişmeleri takip etmekte, sektör paydaşları arasında iş birliğini güçlendirmekte ve Türkiye’de yayıncılık teknolojilerinin sürdürülebilir biçimde gelişmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. Bu yönüyle TUYAD, hem sektör profesyonelleri hem de son kullanıcılar açısından dijital yayıncılığın daha kaliteli, güvenilir ve erişilebilir hale gelmesine katkı sunan kurumsal bir aktör konumundadır.

#tuyad #ott #ıptv #dijitalyayın #medya

]]>
Dikey Dizi: Cep Telefonunun Yeni Dizi Formatı https://www.tuyad.org/dikey-dizi-cep-telefonunun-yeni-dizi-formati/ Sun, 24 May 2026 17:25:53 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10367 Dikey Dizi: Cep Telefonunun Yeni Dizi Formatı

“Dikey dizi”, dünyada daha çok micro-drama, short drama, vertical drama veya Çincedeki adıyla duanju olarak anılan, akıllı telefon ekranı için tasarlanmış yeni nesil kurmaca dizi formatıdır. Temel farkı yalnızca süresinin kısa olması değildir; içerik baştan itibaren 9:16 dikey ekran, hızlı kurgu, bölüm sonu merakı, mikro ödeme ve algoritmik öneri mantığıyla üretilir. Genellikle bir dakikaya yakın bölümlerden oluşur ve her bölüm, izleyiciyi bir sonraki bölüme taşıyacak güçlü bir “kanca” ile biter. WIRED’ın tanımına göre bu yapımlar düşük bütçeli uzun metraj filmlere benzer; ancak dikey çekilir, birer dakikalık parçalara bölünür ve neredeyse her bölüm cliffhanger ile kapanır.

Formatın bugünkü ticari çıkış noktası Çin’dir. Çin’de “duanju” olarak bilinen mikro diziler yaklaşık 2018 civarında Douyin gibi kısa video platformlarında görünür oldu; pandemi döneminde ise başlı başına bir endüstriye dönüştü. Bu yükselişin arkasında üç ihtiyaç vardı: kullanıcıların telefonu dikey tutarak kısa molalarda içerik tüketmesi, uzun dizi/film sürelerine karşı daha parçalı izleme alışkanlığı ve üreticiler için geleneksel TV’ye göre çok daha hızlı, ucuz ve ölçülebilir bir içerik modeli.

Veriler formatın geçici bir sosyal medya modası olmadığını gösteriyor. Çin İnternet Ağı Bilgi Merkezi’nin 55. raporuna göre Aralık 2024 itibarıyla Çin’de 662 milyon mikro-dizi izleyicisi vardı; bu, ülkedeki internet kullanıcılarının %59,7’sine denk geliyor. Aynı raporda Çin’de kısa video kullanıcı sayısı 1,04 milyar, mobil internet kullanıcı sayısı ise 1,105 milyar olarak veriliyor; internet kullanıcılarının %99,7’si internete cep telefonuyla erişiyor. Bu tablo, dikey dizinin neden önce Çin’de ölçeklendiğini açıkça gösteriyor: dev mobil kullanıcı tabanı, kısa video alışkanlığı ve dijital ödeme kültürü aynı anda olgunlaşmış durumda.

Küresel pazarda ise en dikkat çeken uygulamalar ReelShort, DramaBox, GoodShort, DramaWave, NetShort, FlickReels, ShortMax, FlexTV ve bazı pazarlarda Kuku TV gibi platformlar. Sensor Tower’ın 2025 raporuna göre kısa drama uygulamalarının küresel uygulama içi geliri 2024’ün ilk çeyreğindeki 178 milyon dolardan, 2025’in ilk çeyreğinde yaklaşık 700 milyon dolara çıktı; aynı dönemde küresel indirme sayısı 370 milyonu aştı ve kümülatif indirme sayısı yaklaşık 950 milyona ulaştı. 2025’in ilk çeyreğinde ReelShort ve DramaBox gelir tarafında lider konumdaydı; ReelShort yaklaşık 130 milyon dolar, DramaBox ise yaklaşık 120 milyon dolar uygulama içi gelir elde etti.

İş modeli, klasik abonelikli yayıncılıktan farklıdır. Birçok uygulama ilk birkaç bölümü ücretsiz verir; sonra jeton, haftalık abonelik, reklam izleyerek bölüm açma veya tekil ödeme modelleriyle ilerler. ReelShort’un App Store açıklamasında platform kendisini “özel dikey TV mini dizileri” sunan, bir dakikalık kısa film bölümleriyle telefondan izleme kolaylığı sağlayan bir servis olarak tanıtması bu modeli özetler. DramaBox’ın Google Play sayfasında da “bite-sized entertainment”, özel kısa videolar, sık güncellenen kütüphane ve istenilen yerde izleme vurgusu öne çıkar.

Sektör açısından dikey dizinin en önemli yeniliği, üretim döngüsünü hızlandırmasıdır. Reuters’ın sektör görüşmelerine dayandırdığı haberine göre Çin’de mikro drama bütçeleri yaklaşık 28 bin–280 bin dolar aralığında olabiliyor; dikey çekim ve sosyal medya dağıtımı maliyetleri düşürüyor. Geleneksel bir TV dizisi ya da filmde dağıtım ve geri bildirim süreci yıllar alabilirken, mikro drama tarafında geri bildirim çok daha hızlı toplanıyor ve yeni içerik kararları izlenme verilerine göre şekilleniyor.

Son kullanıcı açısından formatın cazibesi nettir: metroda, otobüste, öğle arasında veya yatmadan önce kısa sürede dramatik tatmin sağlar. Ancak bu aynı zamanda risk de yaratır. Bölüm sonu merakı, mikro ödeme ve otomatik oynatma birleştiğinde kullanıcı fark etmeden yüksek harcama yapabilir. Bu yüzden dikey dizi uygulamalarında abonelik koşulları, jeton fiyatları, çocuk kullanıcılar için yaş sınırları ve veri gizliliği daha görünür tartışma başlıkları haline geliyor.

Teknolojik olarak dikey diziler yalnızca “telefona sığdırılmış dizi” değildir. Bu format; mobil CDN dağıtımı, adaptif bitrate streaming, kişiselleştirilmiş öneri algoritmaları, çok dilli altyazı/dublaj, hızlı lokalizasyon, performans analitiği ve A/B testleri ile birlikte çalışır. WIRED’ın aktardığına göre sektör, hangi bölümde izleyicinin koptuğu veya hangi bölümde aboneliğe geçtiği gibi çok ayrıntılı kullanıcı verilerini üretim kararlarına dahil ediyor. Quibi’nin 2020’de denediği “Turnstyle” teknolojisi, aynı sahnenin dikey ve yatay izlenebilmesini hedefliyordu; ancak bugünkü dikey dizi dalgası, bu teknik denemeden çok daha farklı biçimde, sosyal video alışkanlığı ve mikro ödeme ekonomisiyle büyüdü.

Bugün dikey dizi pazarı, Netflix tipi uzun form yayıncılığın yerine geçmekten çok, ona paralel yeni bir tüketim katmanı oluşturuyor. Hollywood’un da bu alanı test etmeye başlaması dikkat çekici: Peacock’un ReelShort’tan mikro dramalar lisanslaması ve Bravo markalı özgün mikro dramalar planlaması, dikey formatın artık yalnızca Asya merkezli niş bir uygulama pazarı olmadığını gösteriyor.

Türkiye açısından bakıldığında dikey dizi henüz erken aşamada; ancak mobil video tüketimi, sosyal medya alışkanlığı ve Türk dizi sektörünün güçlü hikâye üretim kapasitesi nedeniyle ciddi potansiyel taşıyor. Doğru konumlandırma, kaliteli senaryo, şeffaf ödeme modeli ve yerel kültüre uygun tür seçimiyle dikey dizi; yapımcılar için düşük maliyetli test alanı, markalar için hikâye tabanlı reklam kanalı, izleyici için ise kısa sürede yoğun duygusal deneyim sunan yeni bir eğlence biçimi olabilir.

Sonuç: Dikey dizi, “kısa video” ile “profesyonel drama” arasındaki boşluğu dolduran yeni bir medya formatıdır. Çin’de doğmuş, Amerika ve diğer pazarlarda hızla büyümüş, veri odaklı üretim ve mobil ödeme modelleriyle kendi ekonomisini kurmuştur. Önümüzdeki dönemde bu alanın kazananları yalnızca çok içerik üretenler değil; yerel kültürü iyi okuyan, kullanıcı deneyimini şeffaf yöneten ve kısa sürede güçlü hikâye kurabilen platformlar olacaktır.

Türkiye’de yayıncılık, uydu, medya teknolojileri ve dijital platform ekosisteminin gelişimini yakından takip eden TUYAD – Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği; dikey dizi, mobil yayıncılık ve yeni nesil içerik tüketim alışkanlıkları gibi başlıklara sektör perspektifinden önem vermektedir. TUYAD Başkanı Hayrettin ÖZAYDIN, dünyada hızla değişen bu teknolojik ve ticari modelleri izlemekte; güncel gelişmeleri, kullanıcı davranışlarını ve platform ekonomisini sektör adına değerlendirmektedir. TUYAD, medya ve yayıncılık alanındaki dönüşümün Türkiye’de doğru anlaşılması, yerli üreticilerin yeni fırsatlara hazırlanması ve sektörün sürdürülebilir biçimde gelişmesi için çalışmalarını sürdürmektedir.

#tuyad #cdn #dikeydizi #akıllıtelefon #dijital

]]>
DVB-T2: Türkiye İçin Gecikmiş Bir Yayıncılık Fırsatı https://www.tuyad.org/dvb-t2-turkiye-icin-gecikmis-bir-yayincilik-firsati/ Sun, 24 May 2026 17:16:41 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10363 DVB-T2: Türkiye İçin Gecikmiş Bir Yayıncılık Fırsatı

Televizyon yayıncılığı artık yalnızca uydu, kablo veya internet üzerinden izlenen bir hizmet değil; aynı zamanda spektrum verimliliği, afet iletişimi, yerli cihaz ekosistemi ve ücretsiz erişim politikası açısından stratejik bir altyapı meselesi. Bu dönüşümün merkezinde ise DVB-T2, yani ikinci nesil karasal sayısal televizyon teknolojisi yer alıyor. DVB-T2, analog karasal yayıncılığın veya eski DVB-T standardının yerine daha yüksek kapasite, daha iyi kapsama planlaması ve HD/UHD yayınlara uygun bir teknik zemin sunuyor. DVB Project, DVB standartlarının uydu, kablo, karasal ve geniş bant ağlarda kullanıldığını ve dünyada 1,5 milyardan fazla DVB alıcısı bulunduğunu bildiriyor.

Türkiye’de DVB-T2’nin hukuki ve teknik zemini aslında yeni değil. RTÜK, 2012’de Türkiye’de karasal sayısal televizyon yayıncılığı için MPEG-4 sıkıştırma formatını ve yayın standardı olarak DVB-T2’yi kabul ettiğini duyurdu. Aynı metinde, alıcı cihazların, set üstü kutuların ve test/onay süreçlerinin standartlaştırılması gerektiği de vurgulandı. RTÜK’ün Türkiye Karasal Sayısal Televizyon Ulusal Frekans Planı’nda referans alınan teknik parametreler ise sektör açısından oldukça kritik: 32k iletim modu, 19/256 güvenlik aralığı, 2/3 kodlama oranı, 64-QAM modülasyon, PP4 pilot paterni ve yaklaşık 27 Mbit/s kanal kapasitesi.

Buna rağmen Türkiye’de tablo hâlâ “tamamlanmış bir kitlesel DVB-T2 geçişinden çok, planı ve standardı hazır; yaygın tüketici uygulaması sınırlı kalan bir pazar görünümündedir. TRT’nin kurumsal profilinde yayın platformları arasında karasal analog ve sayısal TV, uydu, kablo, internet/IP TV ve dijital TV yer almakta; teknik standartlar arasında DVB-S, DVB-S2, DVB-T2, DVB-C ve DAB+ sayılmaktadır. TRT aynı profilde kapsama alanını “Türkiye’nin %99’u” olarak belirtmektedir. Ancak DVB-T2’nin ülke çapında, özel yayıncıları da kapsayan güçlü bir ücretsiz karasal platform olarak tüketiciye sunulduğunu gösteren güncel ve kapsamlı bir resmi geçiş duyurusu bulunmamaktadır.

Bu noktada Türkiye’deki yayıncılık pazarı DVB-T2’den çok uydu, kablo, IPTV ve OTT ekseninde büyümektedir. Türksat’ın BTK 2025 üçüncü çeyrek verilerine dayandırdığı açıklamaya göre toplam kablo TV abone sayısı 1 milyon 535 bin 742, Kablo TV markasıyla sunulan sayısal yayın abone sayısı ise 1 milyon 238 bin 189 seviyesindedir; aynı açıklamada TTNet’in yaklaşık 1,1 milyon, Superonline’ın ise yaklaşık 1,4 milyon IPTV abonesi olduğu belirtilmektedir. BTK verilerinden derlenen 2025 sonu fiber göstergeleri de platform rekabetinin yönünü gösteriyor: Türkiye’de toplam fiber abone sayısı 9 milyon 845 bin 226’ya, fiber optik kablo uzunluğu ise 680 bin 524 km’ye ulaşmıştır. TÜİK’in 2025 Hane halkı Bilişim Teknolojileri Araştırması’na göre 16-74 yaş grubunda internet kullanım oranının %90,9’a çıkması, izleme davranışının karasal yayından IP tabanlı platformlara kaydığını da desteklemektedir.

Dünyada ise DVB-T2 hâlâ güncel ve stratejik bir teknoloji olarak konumlanıyor. DVD’nin resmi uygulama kılavuzları DVB-T2’yi DVB-T’ye göre önemli faydalar sunan ikinci nesil karasal yayın standardı olarak tanımlar. Avrupa’da birçok ülke DVB-T2’yi HD ve UHD dönüşümünün omurgası olarak kullanıyor. İspanya hükümeti 25 Mart 2025’te yeni Ulusal Teknik Dijital Karasal Televizyon Planı’nı onaylayarak DVB-T2 ile UHD yayınların yaygınlaştırılması için iki aşamalı bir geçiş süreci başlattı. Finlandiya’da ise 2025’te karasal ve kablo TV’de SD yayınlardan HD yayınlara geçiş tamamlandı; tüketicilere DVB-T2 uyumlu TV veya set üstü kutu gerektiği açıkça bildirildi. Almanya’da DVB-T2 HD modeli, kamu yayınlarını ücretsiz; özel HD kanalları ise free net TV aboneliğiyle sunan karma bir yapı üzerine kuruludur.

DVB-T2’nin geleceği tek başına anten yayıncılığında değil, hibrit platform teknolojileriyle birleşmesinde yatıyor. DVB-I, canlı, lineer ve isteğe bağlı TV hizmetlerinin internet çağında standart temelli keşfini sağlar; karasal, uydu, kablo ve fiber/5G gibi geniş bant ağlar üzerinden ortak hizmet listesi ve kullanıcı deneyimi sunmayı hedefler. HbbTV 2.0.5 ise DRM, WebAssembly ve DVB-I entegrasyonu gibi yeniliklerle akıllı TV’lerde yayın ve internet deneyimini daha etkileşimli hâle getirmektedir. Mobil tarafta 5G Broadcast / 3GPP multicast-broadcast servisleri, aynı canlı içeriğin çok sayıda kullanıcıya tekil unicast yükü bindirmeden ulaştırılmasını hedefliyor; 3GPP, Release 17 ile 5G sisteminde multicast ve broadcast servisleri için mimari geliştirmelerin tanımlandığını açıklıyor.

Son kullanıcı açısından DVB-T2’nin en büyük vaadi, internet kotasına veya abonelik ücretine bağlı kalmadan ücretsiz, yüksek kaliteli ve afet anlarında dayanıklı yayın alımı sağlamasıdır. Sektör açısından ise aynı frekans kaynağıyla daha fazla kanal, HD/UHD yayın, bölgesel yayıncılık, acil uyarı sistemleri ve hibrit reklam/ölçüm modelleri mümkün hâle gelir. Türkiye için temel soru artık “DVB-T2 gerekli mi?” değil; DVB-T2’nin uydu, kablo, IPTV, OTT, HbbTV, DVB-I ve 5G Broadcast ile nasıl konumlandırılacağıdır. Doğru politika, şeffaf geçiş takvimi, alıcı cihaz standardı ve tüketici bilgilendirmesiyle DVB-T2 Türkiye’de yalnızca eski karasal yayıncılığın dijitalleşmesi değil, yayıncılıkta ücretsiz erişim ile yeni nesil platform ekonomisinin kesişim noktası olabilir.

TUYAD – Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği- Türkiye’de yayıncılık, uydu, elektronik haberleşme ve yeni nesil platform teknolojileri alanındaki gelişmeleri yakından takip eden önemli sektör kuruluşlarından biridir. TUYAD Başkanı Hayrettin ÖZAYDIN; DVB-T2, uydu yayıncılığı, IP tabanlı yayın platformları, hibrit TV çözümleri ve dijital dönüşüm süreçlerindeki güncellemeleri izlemekte; sektör paydaşları arasında bilgi paylaşımını güçlendirmek, teknolojik farkındalığı artırmak ve Türkiye yayıncılık ekosisteminin gelişimine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir. Bu yönüyle TUYAD, hem sektör profesyonelleri hem de son kullanıcılar açısından teknolojik dönüşümün doğru anlaşılması ve sağlıklı şekilde uygulanması için önemli bir köprü görevi görmektedir.

#tuyad #dvb-t2 #ott #5g #broadcast

]]>
Akıllı Ev ve Otomasyon Sistemleri: Konforun Yeni Standardı mı, Yeni Bir Güvenlik Alanı mı? https://www.tuyad.org/akilli-ev-ve-otomasyon-sistemleri-konforun-yeni-standardi-mi-yeni-bir-guvenlik-alani-mi/ Sun, 24 May 2026 16:57:57 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10345 Akıllı Ev ve Otomasyon Sistemleri: Konforun Yeni Standardı mı, Yeni Bir Güvenlik Alanı mı?

Akıllı ev ve otomasyon sistemleri artık yalnızca lüks konutların vitrini değil; enerji yönetimi, güvenlik, yaşlı bakımı, uzaktan kontrol ve günlük yaşam konforu için giderek standartlaşan bir teknoloji katmanı haline geliyor. Nesnelerin İnterneti (IoT), yapay zekâ, bulut bilişim, Wi-Fi, Bluetooth Low Energy, Zigbee, Z-Wave, Thread, KNX ve son yıllarda öne çıkan Matter standardı, ev içindeki cihazları tek bir dijital ekosisteme bağlayan temel teknolojiler arasında yer alıyor. Google Home, Amazon Alexa, Apple Home, Samsung SmartThings, Home Assistant gibi platformlar ise bu ekosistemin son kullanıcıya görünen yüzünü oluşturuyor.

Akıllı ev fikrinin kökeni 1960’lara kadar uzansa da, bugünkü anlamıyla ev otomasyonu 1975’te geliştirilen X10 protokolüyle yaygınlaşmaya başladı. X10, evin elektrik hattı üzerinden cihazların uzaktan kontrol edilmesini sağlıyordu. 2000’lerden sonra kablosuz ağların ucuzlaması, akıllı telefonların yaygınlaşması ve bulut servislerinin büyümesiyle sektör hızlandı. Bugün gelinen noktada akıllı ev; yalnızca lambayı telefondan açmak değil, evin enerji tüketimini izleyen, güvenlik kamerasını analiz eden, termostatı alışkanlıklara göre ayarlayan ve farklı markaların cihazlarını birlikte çalıştıran bir dijital yaşam altyapısıdır. Matter standardının amacı da tam olarak bu parçalı yapıyı azaltmak ve farklı markaların tek protokol üzerinden birlikte çalışmasını sağlamaktır.

Kullanım yaygınlığı artık dikkat çekici boyutta. Eurostat verilerine göre 2024’te Avrupa Birliği’nde 16-74 yaş arası bireylerin %70,9’u internet bağlantılı cihaz, yani IoT cihazı kullandı. En yüksek oranlar Hollanda’da %94,8, İrlanda’da %90,6 ve Danimarka’da %87,0 olarak ölçüldü. Aynı veri setinde internet bağlantılı TV’ler %57,9 ile en yaygın IoT cihazı olurken; akıllı giyilebilir cihazlar %29,9, sanal asistanlı akıllı hoparlörler %16,0, ev enerji yönetim sistemleri %14,2, akıllı ev aletleri %12,8 ve akıllı güvenlik cihazları %11,8 seviyesinde yer aldı. Türkiye açısından bakıldığında TÜİK’in 2024 Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, akıllı ev özelinde doğrudan bir oran vermese de güçlü bir altyapı göstergesi sunuyor: Türkiye’de hanelerin %96,4’ü, İstanbul’da ise %99,2’si evden internete erişim imkânına sahip.

Bu sistemlerin popülerleşmesinin temel nedeni “teknoloji merakı” değil, gerçek ihtiyaçlara cevap vermesidir. İlk ihtiyaç güvenliktir: akıllı kamera, kapı zili, hareket sensörü, duman/gaz/su kaçağı sensörü ve akıllı kilitler kullanıcıya evde değilken de kontrol hissi verir. İkinci ihtiyaç enerji verimliliğidir: akıllı termostatlar, prizler ve aydınlatma sistemleri boş odalarda tüketimi azaltabilir. ENERGY STAR’a göre sertifikalı akıllı termostatlar ortalama olarak ısıtma-soğutma faturalarında yaklaşık %8 tasarruf veya yılda yaklaşık 50 dolar avantaj sağlayabilir. Üçüncü ihtiyaç ise konfor ve erişilebilirliktir: yaşlılar, engelliler, çocuklu aileler veya sık seyahat eden kullanıcılar için ışık, perde, klima, kapı ve güvenlik sistemlerinin tek merkezden kontrol edilmesi günlük yaşamı ciddi biçimde kolaylaştırır.

Sektörün yeni aşaması yapay zekâ destekli otomasyondur. Eski sistemler “saat 19.00’da ışığı aç” gibi sabit kurallarla çalışırken, yeni sistemler kullanıcının evde olup olmadığını, sıcaklık tercihlerini, hareket rutinlerini, kamera olaylarını ve sesli komut geçmişini analiz ederek daha bağlamsal kararlar verebiliyor. Google, Nest cihazlarında hareket, ortam ışığı, sıcaklık, nem ve evde olup olmama gibi sensör verilerinin cihazları daha faydalı hale getirmek, performans ve güvenilirliği iyileştirmek için kullanılabildiğini açıkça belirtiyor. Amazon da Alexa’yı “Amazon’un bulut tabanlı ses servisi” olarak tanımlıyor; bu, birçok sesli asistan senaryosunda işlemenin yalnızca cihazda değil, bulutta da gerçekleştiği anlamına geliyor.

Bu noktada kritik soru şudur: Ev içi veriler nerede saklanıyor ve günlük alışkanlıklar kayıt altına alınıyor mu? Cevap, kullanılan markaya ve ayarlara göre değişir. Bazı işlemler cihaz üzerinde yerel olarak yapılabilir; örneğin Matter destekli cihazlarda yerel ağ üzerinden daha düşük gecikmeli kontrol mümkündür. Ancak sesli asistanlar, kamera kayıtları, bulut yedekleri, mobil uygulama geçmişi, otomasyon senaryoları ve abonelikli güvenlik servisleri çoğu zaman üreticinin veri merkezlerinde saklanır. Google, Assistant etkileşim verilerinin Google sunucularında, yani veri merkezlerinde tutulduğunu; bazı Nest cihazlarında ise bazı verilerin yerel olarak işlenebildiğini belirtir. Kullanıcılar geçmiş etkileşimleri görüntüleyebilir ve silebilir. Bu nedenle akıllı ev sistemleri, kullanıcının uyku-uyanma saatleri, evde bulunma düzeni, hangi odaların kullanıldığı, enerji tüketimi, kapı giriş-çıkış saatleri ve sesli komut alışkanlıkları gibi hassas davranışsal veriler üretebilir.

Fayda kadar risk de büyüktür. En temel güvenlik açıkları zayıf veya varsayılan şifreler, güncellenmeyen cihaz yazılımları, ucuz donanımlarda yetersiz şifreleme, güvensiz mobil uygulamalar, üçüncü taraf entegrasyonlar ve aynı ev ağına bağlı cihazlar arasında yatay hareket riskidir. ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun 2024 tarihli çalışmasına göre incelenen 184 akıllı ürünün yaklaşık %89’u, yazılım güncellemelerinin ne kadar süre sağlanacağını web sitelerinde açıkça belirtmedi. Bu, kullanıcı açısından ciddi bir belirsizliktir; çünkü güncelleme almayan bir kamera, kilit veya priz zamanla güvenlik riski haline gelebilir. NIST’in NIST IR 8425 dokümanı da tüketici IoT ürünlerinde temel siber güvenlik kabiliyetlerinin ürünün tamamına uygulanması gerektiğini vurgular.

Regülasyonlar da bu riskleri takip etmeye başladı. Birleşik Krallık’ta Product Security and Telecommunications Infrastructure rejimi 29 Nisan 2024’te yürürlüğe girdi ve tüketiciye yönelik bağlantılı ürünlerde üretici, ithalatçı ve dağıtıcıların asgari güvenlik yükümlülüklerine uymasını zorunlu hale getirdi. Avrupa Birliği’nin Cyber Resilience Act düzenlemesi ise dijital unsurlu donanım ve yazılım ürünlerinde güvenli tasarım, güncelleme ve açık yönetimini zorunlu hale getiriyor; ana yükümlülüklerin 11 Aralık 2027’den itibaren uygulanması planlanıyor. Bu gelişmeler, akıllı ev sektörünün artık yalnızca elektronik veya dekorasyon pazarı değil, aynı zamanda siber güvenlik ve veri yönetişimi pazarı olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak akıllı ev sistemleri doğru kurulduğunda hayatı kolaylaştıran, enerji tüketimini optimize eden, güvenliği artıran ve kullanıcıya gerçek zamanlı kontrol sağlayan güçlü teknolojilerdir. Ancak “akıllı” kelimesi tek başına “güvenli” anlamına gelmez. Son kullanıcı için en doğru yaklaşım; güncelleme desteği açıklanan markaları seçmek, varsayılan şifreleri değiştirmek, iki aşamalı kimlik doğrulama kullanmak, kamera ve mikrofon izinlerini düzenli kontrol etmek, IoT cihazlarını mümkünse ayrı bir misafir ağına almak ve gereksiz bulut kayıtlarını kapatmaktır. Sektör açısından ise başarı, yalnızca daha fazla cihaz satmakla değil; şeffaf veri politikası, uzun süreli yazılım desteği, açık standart uyumu ve güvenli kurulum kültürüyle gelecektir. Akıllı evlerin gerçek değeri, teknolojinin görünmezleştiği ama güvenliğin görünür kaldığı noktada ortaya çıkacaktır.

Türkiye’de bu alandaki sektörel gelişmelerin takibi açısından TUYAD — Telekomünikasyon Uydu ve Elektronik Sanayicileri İş İnsanları Derneği — önemli bir mesleki yapı olarak öne çıkmaktadır. TUYAD, uydu haberleşmesi, yayıncılık, elektronik haberleşme sistemleri ve bilgi teknolojileri alanlarında faaliyet gösteren firmaları aynı çatı altında buluşturan bir sivil toplum kuruluşu olarak sektör paydaşları arasında iş birliğini artırmayı, teknolojik gelişimi desteklemeyi ve sürdürülebilir bir pazar yapısına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Derneğin Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Özaydın’ın öncülüğünde; akıllı ev teknolojileri, elektronik haberleşme, dijital yaşam, güvenlik sistemleri ve otomasyon alanındaki yenilikler yakından takip edilmekte, sektördeki güncel ihtiyaçlar, standartlar ve dönüşüm başlıkları izlenerek sektörün gelişimi için çalışmalar sürdürülmektedir. #tuyad #otomasyon #IoT #dijital #akıllıev

 

]]>
TUYAD, GENİŞLETİLMİŞ YÖNETİM KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRDİ https://www.tuyad.org/tuyad-genisletilmis-yonetim-kurulu-toplantisi-gerceklestirdi/ Fri, 22 May 2026 07:43:20 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10327 TUYAD, GENİŞLETİLMİŞ YÖNETİM KURULU TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRDİ
TUYAD tarafından düzenlenen “Genişletilmiş Yönetim Kurulu Toplantısı” 21 Mayıs 2026 Perşembe günü İstanbul Marriott Hotel Asia’da TUYAD üyeleri ve sektör temsilcilerinin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıya, TUYAD Başkanı Hayrettin Özaydın, yönetim kurulu üyeleri ve sektörün önde gelen firma temsilcileri katıldı. Toplantıda özellikle TRT bandrol uygulamaları, sektörel düzenlemeler ve mevcut mevzuat çalışmaları kapsamlı şekilde ele alınırken, sektör temsilcilerinin görüş ve önerileri değerlendirildi.

Program kapsamında Mert Özaydın (Hedef Koç Danışmanlık) tarafından, “TRT Bandrolünde Denge” sunumu gerçekleştirildi. Sunumda mevcut uygulamalar, sektöre etkileri ve geleceğe yönelik çözüm önerileri katılımcılarla paylaşıldı.

Toplantıda ayrıca, dernek faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve Free IPTV çalışmalarına verilen desteğin sürdürülmesi yönünde ortak görüş birliğine varıldı.

TUYAD çalışmalarına katkılarından dolayı Sn. Fatih Coşkun, Sn. Burhan Kandemir ve Sn. Erkan Gavgözler’e dernek başkanı Sn. Hayrettin Özaydın tarafından plaket takdim edildi.

Toplantıya; Sn.Erkan Gavgözler (NETA), Sn.Serdar Selçuk (TÜRKSAT), Sn.Gürkan Sencar (PROFEN), Sn.Adem Atmaca (SUNNY), Sn.Uğur Ünsal (SKYTECH), Sn.Fatih Coşkun (D-SMART), Sn.Uğur Kesen (KÜPSAT), Sn.Temel Uzunay (REİS), Sn.Burhan Kandemir (KULE A.Ş.), Sn.Deniz Güllü (ROSE- FORA), Sn.Kaan Sezer (RİOSAT), Sn.Mert Özaydın (HEDEF KOÇ), Sn.Zekiye Türkay (SAMSUNG), Sn.Yılmaz Korkmaz (REDLINE), Sn.Cihan Ata (REDLINE), Sn.Hasan Uzun (BİLKOM), Sn.Gökhan İnan (NETA) ve Sn.Özge Gürses (TUYAD) katılım sağladı.

TUYAD yetkilileri, toplantıya katkı sunan tüm sektör temsilcilerine teşekkür ederek, sektörün ortak akıl ve iş birliği ile daha güçlü bir yapıya ulaşacağına inandıklarını ifade etti.












]]>
ASELSAN ve Türk Telekom’dan Yerli Akıllı Telefon Hamlesi https://www.tuyad.org/aselsan-ve-turk-telekomdan-yerli-akilli-telefon-hamlesi/ Wed, 20 May 2026 09:22:04 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10323 ASELSAN ve Türk Telekom’dan Yerli Akıllı Telefon Hamlesi

Türkiye’nin savunma ve teknoloji alanındaki öncü kuruluşlarından ASELSAN, 1997 yılında ürettiği “1919” modelinin ardından yeniden cep telefonu sektörüne dönüş yapmaya hazırlanıyor. Türk Telekom ile gerçekleştirilen stratejik iş birliği kapsamında, donanım ve yazılım altyapısı büyük ölçüde yerli imkanlarla geliştirilecek yeni nesil bir akıllı telefon projesi hayata geçiriliyor. Projenin ilk ürünlerinin 2027 yılında kullanıcılarla buluşması hedefleniyor.

Geliştirilecek cihazın en önemli özellikleri arasında ileri düzey siber güvenlik altyapısı, yerli işlemci teknolojisi ve uzun ömürlü yerli batarya çözümleri yer alıyor. ASELSAN’ın savunma sanayisindeki bilgi birikimi ve kriptoloji tecrübesi sayesinde cihazın yüksek güvenlik standartlarına sahip olması planlanıyor.

Projede Türk Telekom’un yanı sıra Argela ve Netsia’nın teknolojik altyapı ve patent desteği de kullanılacak. Aynı zamanda çalışma, yalnızca bir akıllı telefon üretimiyle sınırlı kalmayıp Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde yerli donanım ve yazılım ekosisteminin güçlendirilmesine katkı sağlamayı amaçlıyor.

Bu önemli girişim, ASELSAN’ın Türkiye’nin ilk yerli cep telefonu olarak hafızalara kazınan “1919” modelini yeniden gündeme taşırken, yerli teknoloji vizyonunun güçlü bir devamı olarak değerlendiriliyor.

TUYAD bünyesinde faaliyet gösteren firmalarımızın, bu projeye katma değer sağlayacak birçok yenilikçi teknoloji ve çözüm sunma potansiyeli bulunmaktadır. Sektör temsilcilerimiz, ülkemiz adına büyük önem taşıyan bu projeye katkı sağlamayı heyecan ve memnuniyetle beklemektedir.

]]>
Yerli Üretim ve TRT Bandrol Sistemi Üzerine Sektörel Çalıştay https://www.tuyad.org/yerli-uretim-ve-trt-bandrol-sistemi-uzerine-sektorel-calistay-2/ Wed, 20 May 2026 06:29:20 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10317 Yerli Üretim ve TRT Bandrol Sistemi Üzerine Sektörel Çalıştay

1984 yılında yürürlüğe giren TRT Gelirleri Kanunu’na göre TRT bandrol ücretinin asli yükümlüsü nihai tüketicidir. Kanunda açıkça belirtildiği üzere bu ücret, ithalatçı ve üretici firmalar tarafından devlet adına peşin olarak ödenmekte; ancak ürün maliyetlerine eklenerek nihai olarak tüketiciden tahsil edilmektedir. Dolayısıyla TRT bandrol ücretini fiilen ödeyen taraf son tüketicidir.

Günümüzde televizyonlarda TRT bandrol oranı %16, yurt içinde satılan uydu alıcıları, OTT cihazları, set üstü medya kutuları ve TV Box ürünlerinde ise %12 olarak uygulanmaktadır.

İthal edilen ürünlerde TRT bandrol bedeli, ürünün ithalat maliyet bedeli üzerinden hesaplanmakta ve gümrükte beyan edilerek tahsil edilmektedir. İthalatçı firmalar ödemelerini ürünün maliyet fiyatı üzerinden gerçekleştirmektedir.

Ancak aynı ürünleri Türkiye’de üreten yerli imalatçılar için farklı bir uygulama söz konusu olmaktadır. Yerli üreticilerin maliyet bedeli üzerinden ödeme talebi, TRT Muhasebe ve Finansman Dairesi Başkanlığı Bandrol Gelirleri Müdürlüğü tarafından uygun görülmemekte; ödemelerin perakende satış fiyatı üzerinden yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Zaman zaman bu uygulamanın kapsamının genişletilmesi ve bandrol gelirlerinin artırılması yönünde değerlendirmeler de gündeme gelmektedir.

Bu durum sektörde ciddi bir eşitsizlik oluşturmaktadır. Aynı ürünü ithal eden firmalar maliyet bedeli üzerinden TRT bandrol ücreti öderken, aynı ürünü Türkiye’de üreten sanayicinin perakende satış fiyatı üzerinden ödeme yapmak zorunda bırakılması açık şekilde haksız rekabete yol açmaktadır.

Öte yandan mevcut sistemde hem ithalatçı hem de imalatçı firmalar, ürünler henüz satışa sunulmadan aylar önce TRT bandrol ücretini peşin olarak ödemek zorunda kalmaktadır. Raflarda ne kadar süre kalacağı belli olmayan ürünler için vergiler önceden tahsil edilmekte, ayrıca TRT bandrol bedeli üzerinden ÖTV ve KDV uygulanmaktadır. Böylece verginin de vergisi alınmış olmaktadır.

Tüm bu vergilendirme süreci içerisinde ithalatçı firmalara maliyet bedeli üzerinden işlem yapılırken, aynı hakkın yerli üreticiye tanınmaması sektörde ciddi bir adaletsizlik ve haksız rekabet ortamı oluşturmaktadır. Aslında nihai tüketicinin yükümlülüğünde olan TRT bandrol bedelinin, üretici ve ithalatçı firmalar tarafından peşin finanse edilmek zorunda bırakılması sektör üzerinde ağır bir mali yük meydana getirmektedir.

Sonuç olarak üretici ve ithalatçılar, tüketiciden tahsil edilmesi gereken bir bedeli finansman maliyetiyle birlikte önceden karşılamakta, satış gerçekleştikten sonra bu bedeli geri kazanmaya çalışmaktadır. Bu durum özellikle yerli üreticiler açısından üretim maliyetlerini artırmakta, nakit akışını zorlamakta ve yerli sanayinin rekabet gücünü zayıflatmaktadır.

Sektörümüz açısından; TRT bandrol uygulamasında ithalatçı ve imalatçılar arasında eşitliğin sağlanması, hesaplamaların maliyet bedeli üzerinden yapılması ve sistemin nihai yükümlü gerçekten son tüketici olacak şekilde yeniden düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.

Bu kapsamda, 21 Mayıs tarihinde İstanbul’da sektör firmalarının katılımıyla geniş kapsamlı bir çalıştay düzenlenecektir. Çalıştay sonucunda hazırlanacak sektör raporu ve ortak talepler ilgili kurum ve kuruluşlara iletilecektir.

NOT: Çalıştayda yalnızca TRT bandrol sistemi ve uygulamalarına ilişkin sektör sorunları ile çözüm önerileri ele alınacaktır.

Sektörümüz adına büyük önem taşıyan bu çalışmaya katılımınızı ve desteklerinizi rica eder, saygılarımı sunarım
#tcl #vestel # beko #LG #philips #sony #xiomi #samsung #grundig

Hayrettin Özaydın
TUYAD Başkanı

]]>
TUYAD, GÜLSE TERCÜME İLE PARTNER OLDU https://www.tuyad.org/tuyad-gulse-tercuman-ile-partner-oldu/ Mon, 18 May 2026 12:59:15 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10302 TUYAD Derneği olarak, Partnerimiz İktisatçı ve Avrupa Birliği Uzmanı Sayın Alattin ERİK bugün Başkan Hayrettin Beyi ziyaret etti. Sektör üzerine sohbet edildi, yeni çalışmalar hususunda fikir alışverişinde bulunuldu. TUYAD Derneği üyeleri ile çalışmalar üzerine karar alındı. Frması “GÜLSE Yeminli Tercüme | Danışmanlık Bürosu”nun hizmetlerini sektör paydaşlarımızın bilgisine sunmaktan memnuniyet duyarız.

GÜLSE Yeminli Tercüme | Danışmanlık Bürosu; alanında uzman ve deneyimli kadrosuyla İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Arapça, İspanyolca, Rusça, Hollandaca, Lehçe, Romence, Bulgarca, Gürcüce, Azerice, Ukraynaca, Farsça, Urduca ve birçok farklı dilde; resmî, ticari, hukuki, kurumsal ve bireysel tercüme hizmetleri sunmaktadır.

Anlaşmalı noterleri ile birlikte hızlı, güvenilir ve uygun maliyetli çözümler sağlayan firma; Ankara ve İstanbul başta olmak üzere Bakanlıklar, Resmî Kurumlar, Belediyeler, Üniversiteler, Göç ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Adliyeler, Holdingler, özel şirketler ve bireysel müşterilere yazılı ve ardıl tercüme alanlarında profesyonel destek vermektedir.

Bilgilerinize saygıyla sunarız.


]]>
19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN! https://www.tuyad.org/19-mayis-ataturku-anma-genclik-ve-spor-bayramimiz-kutlu-olsun-3/ Mon, 18 May 2026 12:51:28 +0000 https://www.tuyad.org/?p=10297 19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği Cumhuriyetimizin ışığında, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı gurur ve coşkuyla kutluyoruz.

]]>