, ,

2020 Yılında Radyo ve Televizyon Yayıncılarının Beklentileri ve yeni teknik gelişmeler

Her geçen gün, Televizyon,Radyo ve internet yayınlarını takip eden , bireylerin izleme ve dinleme  tercih seçeneklerinin artması nedeniyle  klasik yayınlara olan ilginin değiştiği görülmektedir.

 

Farklılaşmayı arttıran olgunun internet hızları ve erişim maliyetlerinin azalması nedeniyle ilginin internete doğru evrildiğini söyleyebiliriz. Ancak bu  ivmenin olmasına rağmen hala ana erişim uydu yayınları üzerinden devam etmektedir. Bu durum uzun bir süre daha devam edeceğini söylemek mümkün gözükmektedir.

Elbette teknoloji tercihleri belirler denebilir. Bu kurala izleyiciyi de dahil etmek yerinde olacaktır.

Bizce izleyicinin beklentilerini  ve taleplerini kısa ve uzun dönemde ne olabilir buna bakmak faydalı olacaktır.

Talep çoğu kere arza da yön verebilmektedir. İzleyicinin  teknolojinin sunduğu imkanlarla birlikte  hızla bireyselleştiğini görüyoruz. Zaman kullanımı , içerik seçimi , zamandan bağımsız seçim, yöresel ,bölgesel ve ulusal tercihler de dil öğrenmenin artmasıyla  çoğaldığı  gözlenmektedir.

 

Bu şartları ve seçenekleri hangi teknoloji yada sistem sunuyorsa izleyici ve dinleyicinin   bunu tercih edeceği düşünülmelidir. Uydu kullanımı tek yönlüde olsa şimdilik büyük oranda etkisini sürdürmekte ve  bu sürenin daha da uzayacağı anlaşılmaktadır.  Uydu erişiminin devamı bizce interaktivite’nin bu mecradan sağlanmasıyla önemi  daha da artabilecektir.  Bu durumda uydu kullanımı broadband yayınların olmasıyla da yüksek oranda izleyici bu mecrayı  kullanmaya devam edecektir.

 

Uydu  ve internet erişiminin handikapları elbette mevcut. Ancak özetle son kullanıcı yukarıda bahsedildiği gibi seçeneklerin kendisi tarafından tercih edilmesi ve etken konumda olmayı talep ettiğini görüyoruz.

Klasik edilgen yayınlara olan ilgisi  ise her geçen gün azaldığı da görülmektedir.

Örnek olması için artık evlerde 40 inch TV alıcı ekranı neredeyse kalmadı fiyatları ve kalitesinin çözünürlüğünün artması nedeniyle  kullanımı yaygınlaştı. Ancak hayli yüksek oranda bir izleyici gurubu bu büyük ekranlardan film platformlarını 4K yayınları yada en önemlisi internet üzerinden zamanı ve program kendi seçerek tercihte bulunuyor.

 

Peki yayıncı bu durumda ne yapmalı müşteriyi nasıl kanalda yada mecrada tutabilecek ? bu sorunun cevabı kolay değil.  Ancak buna da örnek  vermek mümkün. İnternette bir çok blogger ‘’ TIK peşinde’’ seğirtiyor. Ne kadar TIK o kadar ücret  alacak ve hata bazıları TIK artarsa tık layanlarda bonus alacak ? bu yöntem belki işe yarayabilir. Kim bilir bir süre sonra TV kuruluşları yayınlarını sürekli izleyenlere bonus verebilir ?

Aslında yayıncı internet ve uydu arasına sıkışmış durumda, uydu  yüksek kapasite ücretleri nedeniyle olumsuzluk oluştururken internetin de kablo ağ yapısı ve fibere dönüşüm henüz istenen seviyeye gelmemesi nedeniyle az da olsa sorun olmaya devam ediyor.

 

 

 

 

Diğer yandan yakın gelecekte tüm  izleme alışkanlıkların  köklü şekilde değiştiğini görebileceğiz.

Her ne kadar hala uydu erişiminin etkisi sürse de bir süre  daha bu etki azalmadan devam edecek gibi gözükmektedir. Ancak unutulmalıdır ki 5 G’nin faydaları endüstri 4.0 a olan etkilileri de dahil edildiğinde  bireyler , cihazlar  ve sistemlerin  senkronize olmasıyla tüm olgular tekrardan dizayn edilecek bu konu yakın gelecekte gündemde uzun süre yerini muhafaza edecektir.

 

Tekniğe dönecek olursak ana konu Televizyon izleme, kalite ve televizyon gelirleri. Her biri el yakıcı sorunları da beraberinde taşıyor.

 

Elbette teknikle birlikte  taşınan  içeriklerin niteliği de önemli olmaktadır. Taşınan bilgi ve içeriklerinde  tehlikeli denilebilecek türlerinin analizlerinin yapılması , filtre edilmesi en azından genç dimağlara zarar vermeden makul ölçülerde engellenmesi de devletin görev alanına girebilir.

Fayda  ve zararın  iyi ve kötünün böylesine iç içe olduğu  ve ayrıştırmanın  hayli güç olduğu başka bir olgunun varlığı sanıyoruz zor bulunabilir.

 

Gelişmiş ülkelerde uydu ,karasal ve internet üzerinden iletilen  yayınlar ( analog yada DVB-T2) özellikle İPTV ve OTT nin yaygınlaşmasıyla sayıları tahmin edilemeyecek sayıda artmaktadır. Ancak sayı artarken kalite içerik ve çözünürlük ön plana çıkmaktadır. Bu gereceği daha da arttıran Televizyon alıcılarının ekran boyutlarının artması ile kaliteli ve çözünürlüğü yüksek yayınları tercih edilmeye başlaması da gündeme gelmiştir. Kaliteli içerik ve yüksek çözünürlük 4 K dan aşağı olmamalıdır. Bu durum yayıncının iletim harcamalarını birkaç katı arttıracaktır. Artık yayıncı kaliteli yayınını iletmek için  giderlerini izleyici ile paylaşmak istemektedir. Bu talep konforu , kaliteyi ve etkiyi talep eden her tüketici ve sektörde benzerdir.

O halde içerik kalitesi ve çözünürlüğü talep eden izleyici bunların karşılığını az da olsa üstlenmesi gerekecektir. Yine Avrupa, uzak doğu ve okyanus ötesi gelişmiş ülkelerde izleyici kaliteye  ücret ödeyerek sahip olabilmektedir.

 

Ülkemizde de bir süre sonra bu tip yayınlar ya da abonelikler hızla yaygınlaşacaktır. Bu durum yaklaşık 50 inch bir TV alıcısında Standart defination bir yayın nasıl izlemeye benzeyecektir. Yayıncıların HD yayınlar için ödemiş olduğu iletim giderleri hiç te az değildir. Ancak ekranların büyümesiyle iletilmesi gereken çözünürlük 4K dan az olmamalıdır. Henüz ülkemizde 4 K yayınlar başlamamış olmakla birlikte rekabetin şiddetlenmesi nedeniyle yakın gelecekte yayınlar HD den 4K evrilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Bu değişim yayınların özellikle yüksek çözünürlüklü olanların ücretli olmasını gündeme getirecektir. Bu duruma izleyicinin itiraz etmeyeceğini bilmeliyiz.

Geçmiş dönemde hatırlanacak olursa siyasiler ‘’ konfor talep eden bedelini ödemelidir’’ dediği hatırlanacaktır. Ekranlar büyümeseydi elbette free yayınlara olan ilgi devam edecek ücretli yayınlara ise rağbet olmayacaktı.

Yayıncılar tarafından hala sürdürülen SD yayınlarla birlikte HD yayınlar bir süre sonra SD kapatılmasıyla kaliteli izlenme iyileşecektir.  Ancak tuhaf olan , HD kalitenin yurtdışında oyuncak dronlarda kullanılmasına rağmen  biz hala SD yayınları izleyiciye eriştirmek için çaba sarf ediyoruz.

Hatta uzak doğu ülkelerinde 4 K yerine 8K yayınları yapar hale gelmesi  de unutulmamalıdır.

 

 

Burada yani yayıncılık ve izleyici tarafında anahtar kelime aslında kalite ile birlikte interaktivite olacaktır. Hangi yayın kuruluşu bu iki olguyu maksimize ederse sanıyoruz rekabette öne geçeceğini söyleyebiliriz.

 

Yayıncılıkta tekel iletişim mecrası olan Uydu kullanımına ilave mecralar bir süre sonra konuşulmaya başlanacaktır. Bir süredir internet erişimi ve kullanım ücretlerinin makul seviyelere gelmesiyle izleyici büyük ekran alıcılarını internet üzerinden yayınları takip etmesi kısa süre sonra internetin interaktif olmasıyla daha da artacağı bilinmelidir.

Bu mecraya ilave diğer mecra ise henüz başlamasa da 5G olacaktır. Endüstri 4.0  ile senkronize olacağı için belki de hayli yaygın hale gelebilir.

 

Son olarak ücretsiz yayınlar dünyada hızla azalırken benzer şekilde biz de de örnekleri görülecektir. Free  yayınlar hangi mecrada olursa olsun Standart defination dışında  başka kalitede iletilmesi maliyetler nedeniyle yayıncı ve izleyici  tarafından rağbet görmeyecektir.

 

Gelecek 5 yıl içinde TV , Radyo ile  diğer içerik üreticilerinin  izleyici ve dinleyiciye erişmek için efektif, ekonomik ve etkileşimli mecra,  sanıyoruz  uydu, internet ve interneti sunan gelişmiş teknolojiler olacağını  öngörebiliriz.

 

 

Muzaffer Şafak